Ceza hukukunda 'gönüllü vazgeçme' (TCK m.36) ile 'etkin pişmanlık' (TCK m.168) kurumları arasındaki temel fark nedir? Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2021/7651 E. sayılı kararında, mağazadan aldığı montları deneme kabinine bırakıp giderken yakalanan sanığın eyleminin neden 'teşebbüs' değil de 'gönüllü vazgeçme' olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir? Bu karardaki 'failin iradesi' unsurunu açıklayınız.
Gönüllü vazgeçme ile etkin pişmanlık arasındaki temel fark, suçun tamamlanıp tamamlanmadığı ve failin iradesinin yöneldiği aşama ile ilgilidir: 1) **Gönüllü Vazgeçme (TCK m.36):** Suç henüz tamamlanmadan, icra hareketleri aşamasındayken failin kendi iradesiyle suçu işlemekten vazgeçmesi veya neticenin gerçekleşmesini yine kendi çabasıyla önlemesidir. Burada kilit unsur, failin suçu tamamlama imkanı varken, dış bir engel olmaksızın, kendi isteğiyle bundan vazgeçmesidir. Sonucunda faile ceza verilmez. 2) **Etkin Pişmanlık (TCK m.168):** Suç tamamlandıktan sonra, failin pişmanlık duyarak suçun yarattığı zararı gidermeye çalışmasıdır (örneğin, çalınan malı iade etmesi). Burada faile ceza verilir ancak cezasında indirim yapılır. Yargıtay 6. CD'nin 2021/7651 E. sayılı kararındaki olayda, sanık montları çalma eylemini tamamlamadan, yani mağazadan henüz ayrılmadan, kendi iradesiyle montları kabine bırakarak eylemine son vermiştir. Yakalanması, vazgeçme eyleminden sonradır. Eğer sanık, yakalanma korkusu gibi dış bir etkenle montları bırakmış olsaydı, bu gönüllü vazgeçme olmaz, suç teşebbüs aşamasında kalırdı. Ancak olayda sanığın pişmanlık duyarak vazgeçtiği kabul edildiğinden, yani 'failin iradesi' suçu tamamlamaktan vazgeçme yönünde olduğundan, Yargıtay eylemin gönüllü vazgeçme olduğunu ve sanığa ceza verilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Teşebbüste fail suçu tamamlamak ister ama dış bir engel nedeniyle tamamlayamaz; gönüllü vazgeçmede ise tamamlama imkanı varken kendisi istemez.