HMK m. 297/1-c, hükmün gerekçesinde 'delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi'nin yer alması gerektiğini belirtir. Ceza Genel Kurulu'nun 2018/295 E. sayılı kararında, hırsızlık suçunun gece vakti işlenip işlenmediğinin tespiti için UYAP'taki güneş doğuş-batış çizelgesinin ve tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Hâkimin, bir olgunun (örneğin suç saatinin) ispatında tek bir delile dayanmak yerine, birden fazla delili birbiriyle çelişmeyecek şekilde tartışarak bir sonuca varmasının 'gerekçeli karar hakkı' açısından önemini açıklayınız.
Gerekçeli karar hakkı, Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkının bir unsurudur ve mahkemelerin, kararlarını hangi somut delillere, hangi hukuki sebeplere dayandırdığını makul, tutarlı ve denetlenebilir bir şekilde açıklamasını gerektirir. Ceza Genel Kurulu'nun 2018/295 E. sayılı kararındaki yaklaşım, bu hakkın somut bir yansımasıdır. TCK m. 6/1-e'de 'gece vakti' bilimsel bir tanıma (güneşin batmasından bir saat sonra başlayıp, doğmasından bir saat evvele kadar devam eden süre) bağlanmıştır. Hâkimin, bu bilimsel tespiti yapmak için UYAP'taki güneş doğuş-batış çizelgesi gibi objektif bir veriyi kullanması zorunludur. Ancak bu tek başına yeterli değildir. Suçun işlendiği saatin, yani bu bilimsel zaman dilimine denk gelip gelmediğinin de dosyadaki diğer delillerle (tanık beyanları, kamera kayıtları, yakalama tutanağı saati vb.) ispatlanması gerekir. CGK kararında olduğu gibi, mahkemenin hem UYAP çizelgesine hem de tanığın 'saat 19.15' şeklindeki beyanına ve tutanaktaki saate atıf yaparak, bu delilleri birbiriyle tutarlı bir şekilde tartışması ve 'suçun gece vakti işlendiği' sonucuna nasıl vardığını adım adım açıklaması, gerekçeli karar hakkına uygun bir yöntemdir. Tek bir delile dayanmak veya delilleri tartışmadan sonuca varmak, kararı keyfi ve denetlenemez hale getirir, bu da adil yargılanma hakkını ihlal eder.