Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2010/210 E., 2010/240 K. sayılı kararında, Türk vatandaşlığından izinle çıkan bir kişinin, yurtdışındaki çalışma sürelerini 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanma talebinde bulunduğu tarihte Türk vatandaşı olmamasına rağmen, bu talebinin kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kararın hukuki dayanağını, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesi (Mavi Kartlıların hakları) ve 'kazanılmış hakların korunması' ilkesi çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148409

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu kararı, Mavi Kart (veya eski adıyla Pembe Kart) sahibi kişilerin sosyal güvenlik haklarının korunmasında önemli bir içtihattır. Kararın hukuki dayanağı şu iki temel ilkeye dayanır: 1) **5901 sayılı Kanun m.28'in Sağladığı Statü:** Bu madde, doğumla Türk vatandaşı olup da izinle vatandaşlıktan çıkanların, belirli istisnalar (seçme-seçilme vb.) dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan 'aynen' yararlanmaya devam edeceğini ve 'sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış haklarının saklı olduğunu' hükme bağlar. YHGK, bu hükmü geniş yorumlayarak, kişinin Türk vatandaşı iken yurtdışında geçirdiği çalışma sürelerinin borçlanma hakkının, vatandaşlıktan çıkmakla kaybedilmeyecek 'kazanılmış bir hak' olduğunu kabul etmiştir. Kişi, sosyal güvenlik açısından bir nevi Türk vatandaşı gibi muamele görmelidir. 2) **Hakkın Doğduğu An:** 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanma hakkı, kişinin Türk vatandaşı iken yurtdışında çalıştığı anda doğar. Başvuru anında Türk vatandaşı olma şartı, yönetmeliklerde yer alsa da, kanunun (5901 s.K. m.28) ve Anayasa'nın ruhuna aykırı, hakkın özünü zedeleyen bir sınırlama olarak görülmüştür. YHGK, kanunla tanınan bir hakkın, yönetmelikle daraltılamayacağını ve vatandaşlıktan çıkmadan önce doğan bu hakkın, Mavi Kart statüsüyle korunmaya devam ettiğini belirtmiştir. Dolayısıyla, başvuru anında yabancı uyruklu olmak, Türk vatandaşıyken kazanılan borçlanma hakkının kullanılmasına engel değildir.