İstihkak davasının kabulüne ilişkin ilamların icrası için kesinleşme gerekirken, reddine ilişkin ilamların icrası için kesinleşme gerekmemesinin hukuki mantığı nedir? Bu iki karar türünün doğurduğu farklı sonuçları açıklayarak karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148405

Bu ayrımın hukuki mantığı, kararların doğurduğu sonuçların niteliği ve geri döndürülebilirliği ile ilgilidir. 1) **İstihkak Davasının Kabulüne İlişkin İlam:** Bu durumda mahkeme, haczedilen bir malın mülkiyetinin takip borçlusuna değil, üçüncü kişi olan davacıya ait olduğuna karar vermiştir. Bu kararın icrası, mal üzerindeki haczin kaldırılması ve malın davacıya teslim edilmesi anlamına gelir. Eğer bu karar kesinleşmeden icra edilir ve daha sonra üst mahkemede bozulursa, alacaklının haciz hakkı ve mal üzerindeki güvencesi ortadan kalkmış olur. Malın iadesi veya bedelinin tahsili zorlaşabilir. Bu geri dönülmez ve riskli sonuçları önlemek için, istihkak davasının kabulüne ilişkin ilamlar, mülkiyet hakkını tespit ettiği için taşınmazın aynına ilişkin kararlara benzetilir ve kesinleşmeden icraya konulamaz. 2) **İstihkak Davasının Reddine İlişkin İlam:** Bu durumda mahkeme, üçüncü kişinin mülkiyet iddiasını reddetmiş ve malın borçluya ait olduğunu (veya en azından üçüncü kişiye ait olmadığını) kabul etmiştir. Bu kararın sonucu, mal üzerindeki haczin devam etmesi ve satış işlemlerine geçilebilmesidir. Bu karar kesinleşmeden icra edilirse ve daha sonra bozulursa, en kötü ihtimalle satılan malın bedeli istihkak sahibine iade edilir. Paranın iadesi, malın kendisinin iadesinden daha kolay olduğu için, buradaki risk daha azdır. Bu nedenle, istihkak davasının reddine ilişkin ilamların icrası için kesinleşme şartı aranmaz.