Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçu (TCK m.279) ile görevi kötüye kullanma suçu (TCK m.257) arasındaki ilişkiyi, 'özel normun önceliği' ilkesi açısından değerlendiriniz. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/5514 E. sayılı kararında, şikayet üzerine adli işlem yapmayan polis memurlarının eylemi hangi suç kapsamında mütalaa edilmiştir?
TCK m.279'da düzenlenen 'kamu görevlisinin suçu bildirmemesi' suçu, TCK m.257'de düzenlenen 'görevi kötüye kullanma' suçuna göre 'özel norm' niteliğindedir. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'özel normun önceliği' (lex specialis derogat legi generali) uyarınca, bir fiil hem genel hem de özel bir suç tanımına uyuyorsa, sadece özel norm uygulanır. Kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir suçu bildirmemesi şeklindeki ihmali davranışı, aynı zamanda TCK m.257/2'deki 'görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterme' tanımına da uymaktadır. Ancak kanun koyucu, bu özel ihmal türünü (suçu bildirmeme) TCK m.279'da ayrıca ve özel olarak düzenlediği için, bu durumda genel nitelikteki TCK m.257 değil, özel nitelikteki TCK m.279 uygulanmalıdır. Nitekim Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin E:2014/5514, K:2016/5971 sayılı kararında, katılanın şikayetine rağmen delilleri toplamayan ve adli işlem yapmayan polis memurlarının eyleminin, 'TCK’nın 279/2. maddesinde düzenlenmiş bulunan ve görevi kötüye kullanma suçunun özel şekli niteliğindeki kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu oluşturabileceği' belirtilmiştir. Bu karar, TCK m.279'un, görevi kötüye kullanma suçuna göre özel bir hüküm olduğunu ve öncelikle uygulanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.