6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddesi uyarınca ispat yükünün kime ait olduğunu genel kural olarak açıklayınız. Muris muvazaası davalarında, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2019/4426 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat külfetinin davacıya ait olmasının hukuki dayanağı nedir?
Genel ispat kuralı, hem HMK m.190 hem de TMK m.6'da benzer şekilde düzenlenmiştir: 'Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.' Bu kurala göre, bir olgunun varlığından kendi lehine hukuki bir sonuç çıkaran taraf, o olguyu ispat etmekle yükümlüdür. Muris muvazaası davalarında davacı, miras bırakanın yaptığı temlikin (satış gibi) görünüşte olduğunu, asıl amacın bağışlama olduğunu ve bu işlemin kendisinden mal kaçırmak kastıyla yapıldığını iddia etmektedir. Bu iddiaların kabulü halinde, davacı lehine tapunun iptal edilmesi ve tescil yapılması gibi bir hukuki sonuç doğacaktır. Bu nedenle, genel ispat kuralı gereğince, bu iddiaları, yani temlikin muvazaalı olduğu ve mal kaçırma kastı taşıdığı olgularını ispat etme yükümlülüğü (külfeti) davacıya aittir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2019/4426 E. sayılı kararında da bu genel kurala atıf yapılarak, ispat yükünün davacıda olduğu ve davacının bu iddiasını kanıtlayamaması halinde davanın reddedilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu durum, 'iddia edenin iddiasını ispatla mükellef olduğu' şeklindeki evrensel hukuk ilkesinin bir yansımasıdır.