Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin E:2018/786, K:2018/4486 sayılı kararında, önleme araması kararına istinaden yapılan üst aramasında suç şüphesi (esrar kokusu) ortaya çıkması üzerine, Cumhuriyet savcısının 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' nedeniyle arama ve vücuttan örnek alma kararı vermesi hukuka uygun bulunmuştur. Bu kararı, 'önleme araması' ile 'adli arama' arasındaki geçiş ve CMK m.75 ile m.127'deki 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' kavramının somut olayda nasıl tezahür ettiği açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148388

Bu karar, önleme araması sırasında elde edilen yeni bir şüphe üzerine durumun adli bir nitelik kazanmasını ve bu andan itibaren uygulanacak usul kurallarını göstermesi bakımından önemlidir. Olayda iki aşama vardır: 1) **Önleme Araması:** Önleme araması kararına dayanılarak yapılan 'kaba üst araması' hukuka uygundur. Bu arama sırasında 'esrar kokusu' alınması, somut bir suç şüphesinin (TCK m.191) ortaya çıkmasına neden olmuştur. 2) **Adli Arama ve Delil Toplama:** Bu andan itibaren, artık bir suç şüphesi mevcut olduğundan, yapılması gereken işlemler adli niteliktedir. Cumhuriyet savcısı, bu yeni durum karşısında 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' olduğunu değerlendirerek, normalde hâkim kararı gerektiren adli arama (CMK m.119) ve vücuttan örnek alma (CMK m.75) için derhal karar vermiştir. Yargıtay, suçüstü halinin varlığı ve gecikmesinde sakınca bulunması nedeniyle savcının bu yetkisini kullanmasını hukuka uygun bulmuştur. Karar, önleme amaçlı bir denetimin, somut bir suç şüphesinin belirmesiyle birlikte nasıl adli bir soruşturmaya evrilebileceğini ve bu geçiş anında 'gecikmesinde sakınca bulunan hal'in delillerin kaybolmasını önlemek için savcıya tanıdığı yetkilerin meşruiyetini ortaya koymaktadır. Savcının CMK m.75 ve m.127'deki yetkilerini kullanması, suç şüphesinin somutlaşması ve delillerin yok olma ihtimali nedeniyle haklı görülmüştür.