Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında ispat yükü kime aittir? Davacı mirasçının üçüncü kişi konumunda olması, ispat araçları açısından ona ne gibi bir avantaj sağlar? Yargıtay'ın bu tür davalarda muvazaanın varlığını araştırırken dikkate aldığı objektif olgular (kriterler) nelerdir?
Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davalarında, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığına ilişkin ispat yükü, iddiayı ileri süren davacı tarafa aittir (TMK m.6, HMK m.190). Ancak, davacı mirasçılar murisin yaptığı sözleşmenin tarafı olmadıkları, üçüncü kişi konumunda oldukları için, iddialarını yazılı delil veya senetle ispatlama zorunluluğu altında değildirler. Bu durum onlara önemli bir avantaj sağlar; iddialarını tanık dahil her türlü delille ispat edebilirler. Yargıtay, bir iç sorun olan murisin gerçek irade ve amacını ortaya çıkarmak için bazı objektif olgu ve kriterlerden yararlanılması gerektiğini yerleşik içtihatlarıyla kabul etmiştir. Bu kriterlerden başlıcaları şunlardır: 1) Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, 2) Toplumsal eğilimler ve olayların olağan akışı, 3) Miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, 4) Davalı yanın (taşınmazı devralanın) alım gücünün olup olmadığı, 5) Satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki bariz fark, 6) Taraflar (miras bırakan, davacı, davalı) arasındaki beşeri ilişkiler (aralarının iyi veya kötü olması). (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E:2021/1005, K:2023/260).