Hukukumuzda ilamların icrası için kural olarak kesinleşme şartı aranmazken, bazı ilamlar istisna tutulmuştur. 'Taşınmazın aynına ilişkin ilamlar'ın kesinleşmeden icra edilememesi kuralını (HMK m.350/2), Yargıtay'ın 'kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat' davalarında verdiği kararlara ilişkin yaklaşımı çerçevesinde tarihsel süreç içerisinde (Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ve sonraki yasal düzenlemeler dahil) analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148374

Kural olarak, taşınmazın mülkiyetine veya üzerindeki bir ayni hakka (irtifak, intifa vb.) ilişkin uyuşmazlıkları çözen ve tapu sicilinde değişiklik yaratan mahkeme kararları, yani 'taşınmazın aynına ilişkin ilamlar', kesinleşmeden icra edilemez (HMK m.350/2). Bu kuralın amacı, geri dönülmesi güç veya imkansız hukuki durumlar yaratmayı önlemektir. Kamulaştırmasız el atma davaları bu kuralın uygulanmasında tartışmalara yol açmıştır. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması, bu davalarda hükmedilen tazminat ilamlarının, davanın temelinde bir tazminat talebi olduğu ve tescil hükmünün bunun bir sonucu olduğu gerekçesiyle, taşınmazın aynına ilişkin sayılmayacağı ve kesinleşmeden icra edilebileceği yönündeydi. Ancak, 2019'da yapılan bir yasal düzenleme ile bu tür ilamların kesinleşmeden icraya konulamayacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesi, 2021 yılında bu düzenlemeyi mülkiyet hakkına orantısız bir müdahale olduğu gerekçesiyle iptal etmiştir. Bunun üzerine kanun koyucu, 7327 sayılı Yasa ile Kamulaştırma Kanunu'na geçici 16. maddeyi ekleyerek, 09.06.2021'den önceki el atmalara ilişkin bedel ve tazminat davalarında verilen kararların 'taşınmaz mallarla ilgili ayni haklara ilişkin kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirileceğini' düzenlemiştir. Bu hüküm, dolaylı olarak bu tür ilamların icrası için kesinleşme şartını yeniden getirmiştir. Dolayısıyla, mevcut durum itibarıyla kamulaştırmasız el atma bedeline ilişkin ilamların icrası için kesinleşmesi gerekmektedir.