Bir kamu görevlisinin, göreviyle bağlantılı olarak öğrendiği ve kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçu yetkili makamlara bildirmemesi TCK m.279'da suç olarak tanımlanmıştır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2014/3274 E. sayılı kararında, bir devlet hastanesinde gerçekleşen hırsızlık olayının baştabibe bildirilmesine rağmen baştabibin adli makamlara ihbarda bulunmaması durumunda, hastane müdürü ve müdür yardımcısının TCK m.279'dan sorumluluğu nasıl değerlendirilmiştir? Bu karara göre, kurum içi hiyerarşide suçu bildirme yükümlülüğü kime aittir?
Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin E:2014/3274, K:2014/6568 sayılı kararında, kurum içi hiyerarşi ve yetki dağılımının TCK m.279 kapsamındaki sorumluluğun belirlenmesinde kritik olduğu vurgulanmıştır. Karara konu olayda, hırsızlık olayı hastane baştabibine bildirilmiş, ancak baştabip adli makamlara ihbarda bulunmamıştır. Yargıtay, ilgili mevzuat (Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği) uyarınca kuruma ait bütün işlerde muhatap ve haberleşmeye yetkili tek mercinin baştabip olduğunu belirtmiştir. Bu durumda, suçu bildirme yükümlülüğü asli olarak baştabibe aittir. Suçtan haberdar olan ve bildirme konusunda en üst yetkili olan baştabip bu yükümlülüğünü yerine getirmemişken, hiyerarşik olarak onun altında yer alan hastane müdürü ve müdür yardımcısının TCK m.279'dan sorumlu tutulamayacağına hükmedilmiştir. Karara göre, 'kurum içi hiyerarşide her bir basamaktaki kamu görevlisinin ayrı ayrı sorumluluğu bulunmakla birlikte sorumluluğun, bildirilmesi gereken suçu öğrendiği halde bildirmeyen en üst yetkili kamu görevlisinde kalacağının kabulü gerekir.' Bu içtihat, suçu bildirme yükümlülüğünün, kurumun dışa karşı temsile yetkili ve bu konuda görevlendirilmiş en üst amirine ait olduğunu ortaya koymaktadır.