İlamsız icra takibinde, takibin dayanağı bir adi senet ise, borçlu bu senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ediyorsa, bu itirazını ne şekilde ileri sürmelidir? Borçlunun sadece 'borca itiraz ediyorum' demesi, imza inkârını da kapsar mı? İmzaya itirazın borca itirazdan farkını ve hukuki sonuçlarını açıklayınız.
İlamsız icra takibine itiraz, imzaya itiraz ve borca itiraz olarak ikiye ayrılır. Eğer takip adi bir senede (bono, çek, adi yazılı sözleşme vb.) dayanıyorsa ve borçlu senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ediyorsa, bu itirazını İİK m.62 uyarınca 'ayrıca ve açıkça' belirtmek zorundadır. Örneğin, 'senet altındaki imza bana ait değildir' veya 'imzayı inkâr ediyorum' gibi net ifadeler kullanmalıdır. Borçlunun genel bir ifadeyle 'borca itiraz ediyorum' demesi, imza inkârı olarak kabul edilmez ve bu durumda borçlu, o takip bakımından imzayı ikrar etmiş sayılır. İki itiraz türü arasındaki temel fark, alacaklının itirazı bertaraf etmek için başvuracağı hukuki yoldur. Borca itiraz halinde alacaklı, şartları varsa icra mahkemesinde 'itirazın kaldırılması' (İİK m.68-68/a) veya genel mahkemelerde 'itirazın iptali' (İİK m.67) davası açabilir. Ancak imzaya itiraz halinde alacaklı, icra mahkemesinde sadece 'itirazın geçici kaldırılması' (İİK m.68/a) talep edebilir, itirazın kesin kaldırılmasını isteyemez. Geçici kaldırma kararı üzerine borçlu 7 gün içinde borçtan kurtulma davası açmazsa takip kesinleşir. Bu nedenle, imzaya itirazın usulüne uygun ve açıkça yapılması, borçlunun haklarını koruması açısından kritik öneme sahiptir.