Kesin hüküm itirazı (HMK m.303), HMK m.114 uyarınca bir dava şartıdır ve davanın her aşamasında re'sen gözetilir. Metinde, kesin hüküm itirazının 'usuli kazanılmış hakkın istisnası' olduğu ve 'bozmadan sonra da ileri sürülebileceği' belirtilmektedir. Bu durumu, usul hukukunun temel ilkelerinden olan 'usuli kazanılmış hak' ve 'davanın her aşamasında ileri sürülebilme' özellikleri arasındaki ilişki bakımından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148357

Usuli kazanılmış hak, bir tarafın veya mahkemenin yaptığı bir usul işlemiyle, diğer taraf lehine doğan ve artık geri alınamayan bir haktır. Örneğin, bir mahkeme kararının belirli bir yönünün temyiz edilmemesi veya temyiz edilip de Yargıtay'ca onanması, o kısım için usuli kazanılmış hak doğurur. Kural olarak, mahkeme veya Yargıtay daha sonra bu kazanılmış hakkı ortadan kaldıracak şekilde karar veremez. Ancak kesin hüküm, kamu düzeniyle ilgili mutlak bir dava şartı olduğu için bu kuralın önemli bir istisnasını oluşturur. Davanın herhangi bir aşamasında (ilk derece, istinaf, temyiz, hatta bozmadan sonraki yargılama) kesin hükmün varlığı tespit edilirse, daha önceki aşamalarda bu durumun gözden kaçırılmış olması bir usuli kazanılmış hak doğurmaz. Mahkeme, kesin hükmün varlığını fark ettiği anda, önceki kararlar veya işlemlerle bağlı olmaksızın, davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmek zorundadır. Bu nedenle, kesin hüküm itirazı, mahkemede daha önce ileri sürülmemiş olsa bile ilk defa Yargıtay'da veya bozmadan sonraki yargılamada ileri sürülebilir ve dikkate alınır. (Bkz. zulkufarslan.av.tr/kesin-hukum-itirazi/)