HMK m.303'te düzenlenen kesin hüküm (maddi anlamda) itirazının şartları 'tarafların, dava sebebinin ve talep sonucunun aynı olması'dır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/7-360 E. sayılı kararında, ilk davada 'büro işçisi olmadığını, sahada çalıştığını' iddia eden davacının, ikinci davada 'büro işçisi olduğunu ancak işverenin eşitlik ilkesine aykırı davrandığını' iddia etmesi, 'dava sebebinin' farklılığı olarak kabul edilmiştir. Bu karardan yola çıkarak, 'dava sebebi' (vakıalar) ile 'hukuki sebep' (hukuki nitelendirme) arasındaki ayrımın kesin hüküm kurumuna etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148356

Kesin hüküm, aynı vakıalara dayanılarak aynı taraflar arasında aynı talep sonucuyla yeni bir dava açılmasını engelleyen olumsuz bir dava şartıdır (HMK m. 114/1-i). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E:2016/7-360, K:2019/450 sayılı kararında vurgulandığı gibi, 'dava sebebi' HMK m.303 anlamında, davacının talebini dayandırdığı maddi vakıalar bütünüdür. 'Hukuki sebep' ise bu vakıalara hâkim tarafından uygulanacak hukuk kuralıdır. Hâkim, tarafların bildirdiği hukuki sebeplerle bağlı değildir (HMK m.33). YHGK kararındaki olayda, her iki davada da talep sonucu (TİS'ten kaynaklanan alacaklar) aynı olmasına rağmen, bu talebi dayandırdıkları temel vakıalar farklıdır. İlk davada vakıa 'fiilen sahada çalışma' iken, ikinci davada vakıa 'işverenin eşitlik ilkesine aykırı uygulaması'dır. Davacı, ikinci davada ilk davadakinden farklı bir olgusal temele dayanmaktadır. Bu nedenle, dava sebeplerinin farklı olduğu kabul edilerek kesin hüküm itirazı reddedilmiştir. Bu karar, dava sebebinin aynılığının tespitinde, davacının iddialarının hukuki nitelendirmesinden çok, bu iddiaları maddi olarak temellendirdiği olayların (vakıaların) dikkate alınması gerektiğini göstermesi açısından önemlidir. Farklı vakıalara dayanılarak aynı hakka ilişkin yeni bir dava açılması kesin hükme aykırılık oluşturmaz.