AYM'nin Murat Ergan kararında (B.No: 2020/2395), alkol test cihazı sonucuna itiraz eden başvurucunun, Valilik Genelgesi gerekçe gösterilerek hastanede kan testi yaptırma talebinin reddedilmesi 'silahların eşitliği' ilkesinin ihlali olarak kabul edilmiştir. Bu karardan hareketle, idarenin düzenlediği ve aksi ispat edilinceye kadar geçerli sayılan belgelere (idari yaptırım tutanağı, alkol ölçüm raporu vb.) karşı vatandaşın delil sunma imkanlarının idari bir işlemle (genelge vb.) kısıtlanmasının Anayasa m.36 açısından doğurduğu sonuçları tartışınız.
AYM'nin Murat Ergan kararı, adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin, sadece mahkeme önündeki usuli hakları değil, aynı zamanda yargılamaya esas teşkil edecek delillerin toplanması sürecindeki imkan eşitliğini de kapsadığını göstermektedir. Olayda, idare (kolluk) teknik bir cihazla delil üretirken, vatandaşın bu delilin aksini ispatlamak için başvurabileceği tek bilimsel yöntem (kan testi) yine idari bir kararla (Valilik Genelgesi) engellenmektedir. Bu durum, davada bir taraf olan idareyi, karşı taraf olan vatandaşa göre usuli imkanlar bakımından avantajlı ve güçlü bir konuma getirmektedir. AYM, bu durumu, 'başvurucunun aleyhine delillerin aksini ortaya koyacak durumda olmadığını ve bu hususta başvurucuya uygun şartların sağlanmadığını' belirterek bir hak ihlali olarak değerlendirmiştir. İdari yaptırım tutanakları gibi 'aksi ispat edilinceye kadar geçerli' sayılan belgelere karşı, vatandaşın karşı delil toplama imkanının yine idari bir tasarrufla engellenmesi, savunma hakkını anlamsız kılmakta ve 'silahların eşitliği' ilkesini temelden sarsmaktadır. Bu durum, Anayasa m.36'da güvence altına alınan adil/dürüst yargılanma hakkının ihlalidir. (Bkz. AYM, Murat Ergan, B. No: 2020/2395; Çetin Emre Haytoğlu ve Okan Özcan, B. No: 2016/11861).