CMK m.75/3, müdafi huzurunda rıza gösterilmesi halinde şüpheli veya sanıktan örnek alınması için karar alınmasına gerek bulunmadığını belirtmektedir. Bu düzenlemeyi, rızanın hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilip edilemeyeceği ve müdafiin bu süreçteki rolünün ne olduğu açısından tartışınız. Müdafiin huzurunda verilen rızanın, daha sonra geri alınması veya rızanın sakatlandığı iddiası durumunda elde edilen delilin hukuki akıbeti ne olmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148350

CMK m.75/3'teki düzenleme, şüphelinin/sanığın kendi bedeni üzerindeki tasarruf hakkına belirli şartlar altında bir sonuç bağlamaktadır. Ancak bu, mutlak bir hukuka uygunluk nedeni değildir. Kanun koyucu, bu rızanın geçerliliğini 'müdafi huzurunda' verilmesi şartına bağlayarak, şüphelinin/sanığın hukuki yardım alarak, sonuçlarını bilerek ve özgür iradesiyle bu kararı vermesini sağlamayı amaçlamıştır. Müdafi, bu süreçte sadece bir tanık değil, aynı zamanda müvekkilinin haklarını koruyan, onu bilgilendiren ve olası baskılara karşı bir güvence olan aktif bir katılımcıdır. Müdafi huzurunda verilen rıza, kural olarak geçerlidir ve bu yolla elde edilen delil hukuka uygundur. Ancak, sonradan rızanın tehdit, hile veya hata gibi iradeyi sakatlayan bir nedenle verildiği ispatlanırsa, bu rıza geçersiz hale gelir ve elde edilen delil hukuka aykırı delil (CMK m. 217/2) niteliği kazanır. Rızanın geri alınması ise, delil elde edildikten sonra hukuki bir sonuç doğurmaz. Önemli olan, delil alma işlemi sırasında geçerli bir rızanın varlığıdır. Bu hüküm, muhakemenin hızlandırılması ve şüphelinin iradesine saygı gösterilmesi arasında bir denge kurmayı hedefler.