Eşe karşı kasten yaralama suçundan yargılanan sanık hakkında, mağdur eşin soruşturma aşamasında şikayetçi olup daha sonra mahkemede 'eşim bana saldırmadı, barıştık, yuvamız bozulmasın' şeklinde beyan değiştirmesi karşısında, mahkemenin 'ailenin bütünlüğünü koruma ve onarıcı adalet' gibi gerekçelerle, mevcut adli rapora rağmen beraat kararı vermesi hukuken isabetli midir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/234 E., 2019/418 K. sayılı kararındaki yaklaşımı analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148226

Hayır, hukuken isabetli değildir. Hâkimler, Anayasa m. 138 uyarınca 'Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre' hüküm verirler. Sosyolojik veya kişisel değerlendirmelerle (ailenin bütünlüğünü koruma, onarıcı adalet vb.) somut delilleri ve açık kanun hükümlerini (TCK m. 86) göz ardı edemezler. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/234 E., 2019/418 K. sayılı kararında bu durum net bir şekilde ele alınmıştır. Kararda, mağdurun ilk beyanını destekleyen ve yüzündeki çiziklerin tırnak iziyle uyumlu olduğunu belirten adli raporun varlığı ve sanığın da tartışma sırasında mağdurun yüzünü tuttuğunu ikrar etmesi karşısında, sanığa atılı kasten yaralama suçunun sübuta erdiği kabul edilmiştir. Yerel mahkemenin, aile yapısının bozulabileceği ihtimali gibi kanun dışı gerekçelerle ve 'adil olanı saptama' iddiasıyla delilleri yok sayarak beraat kararı vermesinin hukuka aykırı olduğu ve bozmayı gerektirdiği sonucuna varılmıştır. Hâkim, mevcut delillere göre kanunu uygulamakla yükümlüdür, kanun yerine kendi adalet anlayışını veya sosyal hedeflerini ikame edemez.