Gönüllü vazgeçme (TCK m. 36) ile etkin pişmanlık (TCK m. 168) kurumları arasındaki temel fark, failin eylemi sonlandırma iradesi ve zamanlama açısından nasıl ortaya çıkar?
İki kurum arasındaki temel farklar şunlardır: 1) Zamanlama ve Eylem Aşaması: Gönüllü vazgeçme, suçun 'icra hareketleri' aşamasında, yani suç henüz tamamlanmadan önce söz konusu olur. Fail, suçu tamamlama imkanı varken kendi iradesiyle icra hareketlerine son verir veya neticenin gerçekleşmesini engeller. Etkin pişmanlık ise, suç 'tamamlandıktan sonra' gündeme gelir. Fail, suçu işledikten sonra pişmanlık duyarak zararı gidermeye çalışır. 2) Failin İradesi: Gönüllü vazgeçmede, failin suçun tamamlanmasını engelleyen iradesi esastır. Pişmanlık duyması şart değildir, icra hareketlerinden vazgeçmesi yeterlidir. Etkin pişmanlıkta ise, adından da anlaşılacağı gibi, failin 'pişmanlık' göstererek zararı giderme yönündeki iradesi önemlidir. 3) Sonuç: Gönüllü vazgeçme halinde faile 'teşebbüsten dahi ceza verilmez' (eğer tamamlanan kısım başka bir suç oluşturmuyorsa). Etkin pişmanlık ise sadece cezada 'indirim' yapılmasını sağlayan bir nedendir, cezayı tamamen ortadan kaldırmaz. Örneğin, mağazadan montu alıp kabine giren failin, yakalanma korkusu olmadan montu bırakıp gitmesi gönüllü vazgeçmedir. Montu çalıp mağazadan çıktıktan sonra yakalanıp, sonra bedelini ödemesi ise etkin pişmanlık kapsamına girebilir. (Bkz: Yargıtay 6. CD, K: 2022/2785)