Evli bir kadının, kocasının soyadını kullanma zorunluluğu getiren TMK m. 187 hükmü, Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'ya aykırı bulunmamış olmasına rağmen, yerel mahkemeler ve Yargıtay bu hükmü nasıl aşarak kadının sadece kendi kızlık soyadını kullanmasına izin vermektedir? Bu yorumun hukuki dayanağı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148075

Bu yorumun hukuki dayanağı, Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasıdır. Bu fıkra, 'Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.' demektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/889 E., 2015/2011 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), birçok kararında (örneğin Ünal Tekeli/Türkiye) kadının sadece kendi soyadını kullanamamasının AİHS'in 'özel hayata saygı hakkını' düzenleyen 8. maddesi ile 'ayrımcılık yasağını' düzenleyen 14. maddesinin birlikte ihlali olduğuna karar vermiştir. Bu durumda, temel hak ve özgürlüklere ilişkin olan AİHS hükümleri ile iç hukuk normu olan TMK m. 187 arasında bir çatışma ortaya çıkmaktadır. Anayasa m. 90/son uyarınca bu çatışmada uluslararası antlaşma hükmü (AİHS) esas alınmalıdır. Bu nedenle mahkemeler, TMK m. 187'yi göz ardı ederek, temel hakları koruyan AİHS ve AİHM içtihatları doğrultusunda kadının sadece kızlık soyadını kullanmasına izin vermektedir. Bu durum, Anayasa Mahkemesi kararının bağlayıcılığını ortadan kaldırmaz, ancak normlar hiyerarşisindeki özel bir durumu (uluslararası antlaşmalara öncelik tanınması) uygular.