Sanık, eşini kasten yaralama eyleminden dolayı yargılanırken mahkemede 'Yuvamız yıkılıyor, kendine gel diyerek yüzünü sıkmıştım, yaralama kastım yoktu' şeklinde bir savunma yapmıştır. Bu savunma, suçun manevi unsuru (kast/taksir) açısından nasıl değerlendirilmelidir? YCGK'nın 2019/418 K. sayılı kararı ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148044

Bu savunma, sanığın eylemi ikrar ettiği ancak kastının yaralama olmadığını, taksirle hareket ettiğini iddia ettiği anlamına gelir. Ancak ceza hukukunda kast, doğrudan neticeyi istemek (doğrudan kast) veya neticenin gerçekleşebileceğini öngörerek hareketi yapmak (olası kast) şeklinde ortaya çıkabilir. Bir kişinin yüzünü 'kuvvetlice sıkmak', sonucunda tırnak izleri ve çizikler oluşacağını öngörmeyi gerektiren bir eylemdir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/234 E., 2019/418 K. sayılı kararında da, sanığın mağdurun yüzünü sıkıca tuttuğunu kabul etmesi ve adli raporda bu eylemle uyumlu yaralanmaların tespit edilmesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın en azından olası kastla hareket ettiği ve kasten yaralama suçunun sübuta erdiği kabul edilmiştir. Sanığın 'yaralama kastım yoktu' şeklindeki soyut savunması, eylemin mahiyeti ve ortaya çıkan sonuç karşısında hukuken itibar görmemiştir. Eylemin kendisi, yaralama sonucunu öngörmeyi ve en azından kabullenmeyi içerir.