Bir davada mahkeme, hükmün tefhimi sırasında 'gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi' zorunluluğuna uymazsa, örneğin sadece 'davanın kabulüne' demekle yetinirse, bu durumun hukuki sonucu ne olur? (Yargıtay 17. HD, K: 2014/15081)
Bu durum, HMK m. 297/2 (eski HUMK m. 388) hükmüne aykırılık teşkil eder ve tek başına bir bozma nedenidir. Hüküm fıkrası (kısa karar), infazda şüphe ve tereddüt yaratmayacak şekilde açık, net ve icra edilebilir olmalıdır. Taraflara yüklenen borçlar ve tanınan haklar (örneğin, '45.065,39 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine' gibi) tek tek belirtilmelidir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2014/15081 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkemenin kısa kararda sadece 'davanın kabulüne' demekle yetinmesi, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklara ilişkin bir hüküm kurmaması, hükmün infaz kabiliyetini ortadan kaldırdığı için usule aykırıdır ve kararın bozulmasını gerektirir.