CMK m.98/2, yakalanmışken kaçan bir şüpheli hakkında kolluk kuvvetlerinin doğrudan yakalama emri düzenleyebileceğini belirtir. Bu yetki, ilk yakalamanın hukuka aykırı olması durumunda da geçerli midir? Örneğin, hukuka aykırı bir arama sonucu yakalanan kişi kaçarsa, kolluk bu maddeye dayanarak yakalama emri düzenleyebilir mi?
Bu durum tartışmalı olmakla birlikte, ilk yakalamanın hukuka aykırı olması, ikinci yakalama emrinin düzenlenmesine engel teşkil etmemelidir. CMK m.98/2'deki düzenleme, kamu otoritesinin ve adli sürecin devamlılığını sağlamayı amaçlar. İlk yakalamanın hukuka aykırılığı, ayrı bir hukuki sorundur ve bu yakalamaya dayanan delillerin geçersizliğine yol açabilir. Ancak, şüphelinin fiilen kolluğun denetimi altına girdikten sonra 'kaçma' eylemi, kamu otoritesine karşı yeni ve ayrı bir durum oluşturur. Kanun, bu kaçma eylemi karşısında, sürecin kesintiye uğramaması için kolluğa acil bir yetki tanımıştır. Şüphelinin, ilk yakalamanın hukuka aykırı olduğunu iddia ederek kaçması, bir 'ihkak-ı hak' (kendiliğinden hak alma) olarak kabul edilemez. Şüphelinin başvurması gereken yol, yakalamaya karşı yasal itiraz yollarıdır. Dolayısıyla, kaçma eylemi gerçekleştiği anda, CMK m.98/2'nin lafzı gereği kolluğun yakalama emri düzenleme yetkisi doğar. İlk yakalamanın hukuka aykırılığı ise, daha sonra mahkeme tarafından delillerin değerlendirilmesi aşamasında dikkate alınacaktır. (Bu cevap, sağlanan metinlerdeki hukuki prensiplerin yorumuna dayanmaktadır.)