İdari yargıda dava açma ehliyeti, 'subjektif ehliyet' ve 'objektif ehliyet' olarak ikiye ayrılabilir. Bu iki ehliyet türü ne anlama gelmektedir ve İYUK'ta hangi maddelerle ilişkilidir?
Bu iki ehliyet türü, dava açabilme yeteneğinin farklı yönlerini ifade eder: 1) Objektif Ehliyet (Fiil Ehliyeti/Taraf Ehliyeti): Bu, bir kişinin genel olarak bir davada taraf olabilme yeteneğidir. Medeni hukuktaki 'fiil ehliyeti' ve 'hak ehliyeti' kavramlarıyla ilişkilidir. Her gerçek ve tüzel kişinin kural olarak taraf ehliyeti vardır. İYUK'un genel mantığı içinde, dava açan kişinin medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olup olmadığı bu kapsamda değerlendirilir. Örneğin, tasfiye olmuş bir şirketin taraf ehliyeti yoktur (Danıştay 13.D. E: 2013/ 3202). 2) Subjektif Ehliyet (Menfaat İlişkisi): Bu, idari yargıya özgü bir ehliyet koşuludur. Dava açan kişinin, iptalini istediği idari işlemle arasında 'kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisi' bulunmasını ifade eder. İYUK m.2'de 'iptal davaları ... menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılır' ifadesiyle bu ehliyet şartı düzenlenmiştir. Yani, herkes her idari işleme karşı dava açamaz; sadece o işlemden kişisel menfaati etkilenenler dava açabilir. İYUK m.14/3-c ve m.15/1-b'deki 'ehliyet' incelemesi, bu her iki ehliyet türünün de var olup olmadığını kapsar. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/idari-yargilama-usulu-kanunu-15-madde-iyuk/)