TCK m.241'de düzenlenen 'tefecilik' suçu ile TCK m.156'da düzenlenen 'bedelsiz senedi kullanma' suçu arasındaki ilişki nasıl kurulabilir? Bir tefecinin, verdiği borç karşılığı aldığı senedin bir kısmını tahsil ettikten sonra, kalan borçtan daha fazlası için senedin tamamını icraya koyması hangi suçu oluşturur?
Tefecilik, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme eylemidir ve TCK m.241'de ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Bedelsiz senedi kullanma (TCK m.156) ise, kısmen veya tamamen ödenmiş bir senedi haksız yere kullanma eylemidir. Bir olayda her iki suçun unsurları bir araya gelebilir. Tefecinin, verdiği borç (tefecilik suçu) karşılığı aldığı senedin bir kısmını tahsil etmesine rağmen, kalan borçtan daha fazlası için veya senedin tamamı için icra takibi başlatması, aynı zamanda TCK m.156'daki 'bedelsiz senedi kullanma' suçunu da oluşturur. Bu durumda 'fikri içtima' (TCK m.44) kuralları gündeme gelebilir. Ancak, Yargıtay uygulamada genellikle bu eylemleri ayrı ayrı değerlendirir. Tefecilik eylemi (ödünç para verme) ayrı bir suç, bu ilişkiden doğan senedi haksız yere kullanma eylemi ayrı bir suç olarak kabul edilir ve her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırma yoluna gidilebilir. Zira suçların maddi unsurları ve korudukları hukuki değerler farklıdır. Tefecilik kamu ekonomisini ve düzenini korurken, bedelsiz senedi kullanma malvarlığı haklarını ve senetlere olan güveni korur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-156-bedelsiz-senedi-kullanma.html - Yargıtay 5. CD E:2014/10313 K:2018/184 sayılı kararda her iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulmuştur.)