Sanığın, kendisini polis olarak tanıtıp mağdurları bir yere götürmesi eylemi, hem 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' (TCK m.109) hem de 'kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi' (TCK m.262) suçlarını oluşturur. Bu durumda 'bileşik suç' kuralları (TCK m.42) nasıl uygulanır ve sanık hangi suçtan cezalandırılmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #147229

Bu durumda 'bileşik suç' kuralları uygulanır ve sanık sadece daha ağır olan suçtan, yani 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçundan cezalandırılır. TCK m.42'ye göre, biri diğerinin unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olan suçlar birleştiğinde, faile sadece en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilir. Sanığın kendisini polis olarak tanıtması, mağdurların direncini kırmak ve onları alıkoymak için kullandığı bir 'hile' yöntemidir. Bu hile, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun bir işleniş biçimi, yani o suçun bir unsurudur. Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi eylemi, hürriyeti kısıtlama suçunun içinde erimiş ve onun bir parçası haline gelmiştir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2018/5961 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu durumda faile ayrıca TCK m.262'den ceza verilmesi, bileşik suç kurallarına ve 'ne bis in idem' (aynı fiilden iki kez yargılama olmaz) ilkesine aykırı olur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kamu-gorevinin-memuriyetin-usulsuz-ustlenilmesi-sucu-cezasi.html, TCK m.42, TCK m.109, TCK m.262)