Bedelsiz senedi kullanma suçu (TCK m.156) ile güveni kötüye kullanma suçu (TCK m.155) arasındaki ilişkiyi, bir kişinin başka birine teslim ettiği senedin, teslim amacı dışında kullanılarak icra takibine konulması örneği üzerinden açıklayınız. Bu durumda hangi suçtan hüküm kurulmalıdır?
Bu iki suç arasında 'özel norm-genel norm' ilişkisi vardır. Güveni kötüye kullanma suçu (TCK m.155), zilyetliği devredilen bir mal üzerinde, devir amacı dışında tasarrufta bulunulmasıyla oluşan genel nitelikte bir suçtur. Bedelsiz senedi kullanma suçu (TCK m.156) ise, bu genel tanımın çok özel bir halini, yani 'bedelsiz kalmış bir senedin' kullanılması eylemini ayrıca ve özel olarak düzenlemiştir. 'Özel normun önceliği' ilkesi (lex specialis derogat legi generali) gereğince, bir fiil hem genel hem de özel bir normun kapsamına giriyorsa, faile sadece özel norm uygulanır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2018/1905 K. sayılı kararındaki olayda, müştekinin geri alması için sanığa teslim ettiği ve bedeli ödenmiş olan senedin, sanık tarafından iade edilmeyip icra takibine konulması eylemi, hem güveni kötüye kullanma hem de bedelsiz senedi kullanma suçlarının unsurlarını taşımaktadır. Ancak fiil, TCK m.156'daki özel tanıma birebir uyduğu için, faile sadece bedelsiz senedi kullanma suçundan ceza verilebilir. İki suçtan birden ceza verilmesi veya sadece genel nitelikteki güveni kötüye kullanma suçundan ceza verilmesi hatalı olur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-156-bedelsiz-senedi-kullanma.html, TCK m.155, TCK m.156)