Bir davada, davacılar 'galleye müstehak vakıf evladı' olduklarının tespitini istemişlerdir. Mahkeme, bir üst batında hayatta olan vakıf evladı bulunduğu için davacıların galle (gelir) alamayacaklarını tespit etmiş ve davayı tümden reddetmiştir. Yargıtay Özel Dairesi ise 'çoğun içinde az da vardır' kuralından hareketle, davacıların en azından 'vakıf evladı' olduklarının tespitine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Yerel mahkemenin, davacıların sadece 'vakıf evladı' olduklarının tespitinde hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle direnmesi hukuka uygun mudur? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/1217 K. sayılı kararının bu konudaki gerekçesini açıklayınız.
Yerel mahkemenin direnmesi hukuka uygun değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/1217 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, davacıların sadece 'vakıf evladı' olduklarının tespitinde hukuki yararları bulunmaktadır. Kararın gerekçesi şudur: Vakıflar Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikle, galle fazlası talep eden herkesin, daha önce anne veya babasının vakıf evladı olduğuna dair karar bulunsa bile, bizzat kendisinin vakıf evladı olduğunu tespit eden bir mahkeme kararı sunma zorunluluğu getirilmiştir (Yönetmeliğin 53/2. maddesinin yürürlükten kaldırılması). Bu durum, her neslin kendi 'vakıf evladı' statüsünü bir mahkeme kararıyla ispatlaması gerektiği anlamına gelir. Dolayısıyla, davacılar o an için galle (gelir) alamayacak olsalar bile, ileride üst batın vefat ettiğinde galle talep edebilmek için bu tespit kararına ihtiyaçları olacaktır. Bu ihtiyaç, onların bu tespit davasını açmakta güncel, meşru ve kişisel bir hukuki yararlarının bulunduğunu gösterir. 'Çoğun içinde az da vardır' ilkesi gereği, 'galleye müstehak vakıf evladı' tespiti talebi, öncelikle 'vakıf evladı' olma tespiti istemini de içerir. Mahkeme, talebin fazlasını (galleye müstehaklık) reddederken, daha azını (vakıf evladı olma) kabul etmelidir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/galle-fazlasina-mustehak-vakif-evladi/, Vakıflar Yönetmeliği m.53, HMK m.106)