CMK m.223/2-e bendine göre 'yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması' nedeniyle beraat kararı verilir. Bu beraat gerekçesi hangi iki temel duruma dayanır ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesiyle ilişkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #147128

Bu beraat gerekçesi iki temel duruma dayanır: 1) Delil Yetersizliği: Sanığın suçu işlediğine dair dosyada bazı deliller (örneğin, şüpheli tanık beyanları) mevcuttur, ancak bu deliller, mahkumiyet için gereken kesinliğe ve her türlü şüpheden arınmışlık düzeyine ulaşmamaktadır. 2) Hiç Delil Olmaması: Ceza muhakemesinde delil olarak kabul edilen belge, beyan veya belirti delillerinden hiçbirinin sanığın aleyhine olacak şekilde dosyada mevcut olmamasıdır. Her iki durumda da 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) evrensel hukuk ilkesi devreye girer. Bu ilkeye göre, bir suçun sanık tarafından işlendiği %100 kesinlikle, yani tüm şüpheler yenilerek ispatlanamadığı sürece, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilemez. Şüphenin varlığı, sanığın lehine yorumlanır ve sonuç olarak beraat kararı verilmesini gerektirir. Dolayısıyla, CMK m.223/2-e, bu temel ilkenin yasal bir yansımasıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/derhal-beraat-karari-cmk-223.html, CMK m.223/2-e)