Avukat katibi olan sanık, alacaklı vekili olan avukat adına bir haciz işlemine katılmış ve icra memurunun hazırladığı haciz tutanağının 'hazirun' bölümünü herhangi bir unvan belirtmeksizin imzalamıştır. Bu eylem, Avukatlık Kanunu m.35'te belirtilen avukatlık mesleğine özgü yetkilerin kullanılması olarak değerlendirilip TCK m.262 kapsamında kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunu oluşturur mu? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2015/17849 K. sayılı kararını dikkate alarak cevaplayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #147121

Bu eylem, TCK m.262 kapsamında kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunu oluşturmaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2015/17849 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, sanığın avukat katibi olarak hacizde 'hazirun' sıfatıyla bulunması ve tutanağı bu sıfatla, herhangi bir unvan (avukat, vekil vb.) kullanmadan imzalaması, avukatlık görevinin usulsüz üstlenilmesi anlamına gelmez. Avukatlık Kanunu m.35'e göre adli işlemleri takip etme ve evrak düzenleme yetkisi avukata aittir. Ancak somut olayda sanık, avukatın yerine geçerek bir işlem yapmamış, sadece haciz mahallinde hazır bulunan kişi olarak tutanağı imzalamıştır. Alacaklı vekilinin kim olduğu tutanakta ayrıca belirtilmiştir. Bu nedenle, sanığın eylemi bir görevi yerine getirmeye teşebbüs etmek değil, fiili bir durumu tespit eden tutanağa hazır bulunan olarak imza atmaktan ibarettir. Dolayısıyla suçun unsurları oluşmamıştır ve beraat kararı verilmesi doğrudur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kamu-gorevinin-memuriyetin-usulsuz-ustlenilmesi-sucu-cezasi.html, TCK m.262, Avukatlık Kanunu m.35)