Bir sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmü temyiz aşamasındayken, sanık müdafii, davanın esasına etki edebilecek nitelikte ve sadece bir kamu kurumundan resmi yazıyla alınabilecek yeni bir delilin varlığını tespit etmiştir. Yerel mahkeme hükümle dosyadan el çektiği ve Yargıtay'ın da kural olarak delil toplamadığı düşünüldüğünde, müdafi bu delili yargılama sürecine nasıl dahil edebilir? Makalede sunulan farklı olasılıkları ve yazarın benimsediği görüşü açıklayınız.
Bu durum, mevzuatta açıkça düzenlenmemiş bir sorundur. Makaleye göre, müdafiin izleyebileceği yollar ve olası sonuçlar şunlardır: a) Delilin Avukatlık Kanunu m.2/3 kapsamında avukat tarafından alınabilmesi (eğer mümkünse). b) Yerel mahkemeden delilin toplanmasını talep etmek. Yazar bu görüşü benimsemektedir; çünkü CMK m.2'ye göre kovuşturma hüküm kesinleşinceye kadar devam eder ve bu süreçte yegane yetkili makam yerel mahkemedir. 'Dosyadan el çekme' gerekçesi, adil yargılanma ve maddi gerçeğe ulaşma amacı karşısında geri planda kalmalıdır. c) Yerel mahkemenin 'el çektim' diyerek talebi reddetmesi. d) Talebin Yargıtay'a yapılması. Ancak Yargıtay'ın görevi hukukilik denetimi olduğu için bu yolun işlevsel olması zordur. e) Yargıtay'ın delil eksikliğini bir bozma nedeni sayması. f) Yargıtay'ın dosyayı onaması ve bu yeni delilin 'yargılamanın yenilenmesi' (CMK m.311/1-e) sebebi sayılması. Ancak yazar, bu son seçeneğin adil yargılanma hakkını ihlal edeceğini ve süreci uzatacağını belirtmektedir. Sonuç olarak yazar, maddi hakikate ulaşma ve savunma hakkının korunması amacıyla, henüz olağan kanun yolları tüketilmediği için, yerel mahkemenin bu yeni delili toplayıp temyiz merciine göndermesi gerektiğini savunmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/temyizde-ortaya-cikan-yeni-delil, CMK m.2, CMK m.311)