Pandemi döneminde, İl Umumi Hıfzıssıhha Kurullarının 1593 sayılı Kanun'un 27. ve 77. maddelerine dayanarak baro genel kurullarını ve seçimlerini erteleme kararları, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 82. ve 115. maddelerindeki emredici seçim takvimine aykırılık oluşturmaktadır. Bu durumda ortaya çıkan 'kanunlar çatışması' ve hukuki boşluk nasıl yorumlanmalıdır? Metnin yazarına göre bu sorunun çözümü için hangi adımlar atılmalıdır?
Metnin yazarına göre (sen.av.tr/tr/makale/bir-turlu-yapilamayan-baro-ve-tbb-secimleri), İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararlarına dayanılarak seçimlerin ertelenmesi, Avukatlık Kanunu'nun emredici hükümlerini ve dolayısıyla Anayasa'nın 135. maddesini ihlal eden bir durumdur. Bu durum, bir 'kanunlar çatışması' ve 'yetkisizlik' sorunu yaratmaktadır. Yazar, sadece bir kurul kararıyla kanunun emredici hükmünün uygulamasının sürekli olarak durdurulamayacağını, bunun hukuk devleti, hukuki öngörülebilirlik ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğunu savunmaktadır. Yazara göre bu sorunun çözümü için üç temel adım atılmalıdır: 1) Öncelikli olarak, baroların ve TBB'nin seçimlerini bir an evvel yapmalarının sağlanması. 2) Eğer ertelemeye neden olan kurul kararları devam edecekse, bu hukuka aykırı durumu ve görevdeki yönetimlerin yetkisizliğini ortadan kaldırmak için 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na, mevcut yönetimlerin görevlerine devamını sağlayacak ve yeni seçim takvimini belirleyecek 'geçici bir madde' eklenmesi. 3) Kalıcı bir çözüm olarak, baro seçim zamanını düzenleyen Avukatlık Kanunu m. 82'de (ve buna bağlı olarak m. 115'te) değişiklik yapılması. Yazar, bu yasal düzenlemeler yapılmadıkça, sırf kurul kararlarına dayanarak görevine devam eden yönetimlerin hukuken yetkisiz kalacağını ve işlemlerinin sakatlanacağını vurgulamaktadır.