Bir avukat katibinin, avukatının takip ettiği bir icra dosyasında, haciz mahallinde düzenlenen haciz tutanağını 'hazirun' sıfatıyla değil de 'alacaklı vekili/temsilcisi' kısmını imzalaması, TCK m. 262'de tanımlanan 'kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi' suçunu oluşturur mu? Yargıtay'ın bu konudaki değerlendirmesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #147024

Yargıtay, bu eylemin TCK m. 262'deki suçu oluşturmadığı görüşündedir. Metinde (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kamu-gorevinin-memuriyetin-usulsuz-ustlenilmesi-sucu-cezasi.html) yer alan Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin Karar: 2015/17849 sayılı kararında bu durum tartışılmıştır. Karara göre, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca adli işlemleri takip etme ve evrak düzenleme yetkisi yalnızca avukatlara aittir. Ancak somut olayda, avukat katibi olan sanığın, herhangi bir unvan belirtmeksizin ve sadece hazirun olarak bulunduğu bir haciz işleminde, matbu tutanaktaki ilgili bölümü imzalaması, avukatlık görevini 'fiilen yerine getirmeye teşebbüs' olarak kabul edilmemiştir. Tutanakta asıl avukatın adının yazılı olması ve sanığın icra takibinde sadece fiilen 'hazır bulunan' konumunda olması, suçun unsurlarının oluşmadığını göstermektedir. Bu nedenle Yargıtay, sanık hakkında verilen beraat kararını onamıştır.