TCK m. 156'da düzenlenen 'bedelsiz senedi kullanma' suçu ile TCK m. 158/1-d'de düzenlenen 'kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık' suçu arasındaki ilişki nedir? Bedeli ödenmiş bir senedin icra dairesi aracılığıyla takibe konulması eylemi hangi suçu oluşturur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #146846

Bu iki suç tipi birbiriyle karıştırılabilmekle birlikte, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre bu eylem öncelikle 'bedelsiz senedi kullanma' suçunu oluşturur. Ancak Yargıtay'ın bazı kararlarında, eylemin nitelikli dolandırıcılık oluşturabileceği de kabul edilmektedir. Metinde (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-156-bedelsiz-senedi-kullanma.html) yer alan Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2012/8388 E., 2014/2097 K. sayılı kararında, bedeli ödenmiş bir senedin icra takibine konulması eyleminin 'TCK’nın 156. maddesinde düzenlenen bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suçun hukuki vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması' bozma nedeni sayılmıştır. Ancak aynı kararın 'Kabule göre de' kısmında, sanığın eylemini icra dairesini aracı kılarak gerçekleştirmesi halinde TCK'nın 158/1-d maddesinde düzenlenen 'nitelikli dolandırıcılık' suçunun oluşacağının gözetilmemesi de eleştirilmiştir. Bu durum, Yargıtay'ın bu tür eylemlerde öncelikle özel norm olan TCK m. 156'nın uygulanması gerektiğini, ancak olayın koşullarına göre (icra dairesinin hileli bir şekilde aldatılması vb.) nitelikli dolandırıcılık suçunun da tartışılabileceğini gösterir. Genel eğilim, eylemin TCK m. 156'yı oluşturduğu yönündedir.