Bir kimsenin, kendisini 'polis' olarak tanıtarak bir eve girmesi ve evdeki kişileri bir odaya kilitlemesi eylemi, TCK açısından hangi suçları oluşturur ve bu suçlar arasında nasıl bir ilişki (içtima) kurulmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #146806

Bu eylem, TCK m. 262 (Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi) ve TCK m. 109 (Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) suçlarını oluşturur. Ancak bu iki suç arasında 'bileşik suç' ilişkisi vardır ve faile sadece daha ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilir. TCK m. 109/2, suçun 'kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle' işlenmesini nitelikli hal olarak düzenlemiştir. Sanığın kendisini polis olarak tanıtması, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun bu nitelikli halini oluşturan bir unsurdur. TCK m. 42'ye göre, biri diğerinin unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olan suçlar birleştiğinde (bileşik suç), yalnızca daha ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilir. Bu durumda, TCK m. 262'deki suç, TCK m. 109/2'nin içinde erir. Metinde (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/kamu-gorevinin-memuriyetin-usulsuz-ustlenilmesi-sucu-cezasi.html) yer alan Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin Karar: 2018/5961 sayılı kararı da bu yöndedir. Dolayısıyla, fail hakkında sadece TCK m. 109/2-3 (birden fazla kişiye karşı olması nedeniyle) uyarınca nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulmalı, ayrıca TCK m. 262'den ceza verilmemelidir.