Bir yerel mahkeme, temyiz incelemesi için Yargıtay'da bulunan bir dosyaya ilişkin, sanık müdafiinin sonradan ortaya çıkan ve sanık lehine olan bir delilin (örneğin bir HTS kaydının) toplanması yönündeki talebini, 'hükümle birlikte dosyadan el çektiği' gerekçesiyle reddedebilir mi? Metinde bu konuya ilişkin ortaya konan görüş ve gerekçeler nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #146785

Metinde (sen.av.tr/tr/makale/temyizde-ortaya-cikan-yeni-delil) bu konu bir tartışma olarak ele alınmakla birlikte, yazarın kanaati yerel mahkemenin bu talebi reddetmemesi gerektiği yönündedir. Aksi görüş olarak 'yerel mahkemenin hükümle birlikte dosyadan el çektiği, bu nedenle dosyaya ilişkin olarak herhangi bir tasarrufta bulunma yetkisi olmadığı' ileri sürülebilirse de, yazar bu görüşe karşı şu argümanları sunmaktadır: 1. **Kovuşturmanın Devamı İlkesi:** CMK m. 2'ye göre kovuşturma, iddianamenin kabulünden hükmün kesinleşmesine kadar geçen süreyi kapsar. Temyiz aşaması da bu sürece dahildir ve bu aşamada yetkili makam yerel mahkemedir. 2. **Maddi Hakikate ve Adalete Ulaşma Amacı:** Yargılamanın temel amacı maddi hakikate ulaşmaktır. Henüz olağan kanun yolu tükenmemişken, maddi hakikati etkileme potansiyeli olan bir delilin usuli gerekçelerle (dosyadan el çekme gibi) toplanmaması bu amaca aykırıdır. 3. **Savunma Hakkının Korunması:** Delilin sanık veya müdafii tarafından doğrudan elde edilemediği durumlarda (HTS kaydı gibi), mahkemenin bu talebi reddetmesi, adil yargılanma ve savunma hakkını kısıtlar. 4. **Yargılamanın Yenilenmesini Beklemenin Sakıncası:** Delilin, hüküm kesinleştikten sonra CMK m. 311 uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla ileri sürülebileceği görüşü, süreci uzatacağı ve hak ihlaline yol açabileceği için isabetsizdir. Sonuç olarak yazar, 'dosyadan el çekme' gerekçesinin dürüst yargılanma ve savunma hakkı karşısında geri planda kalması gerektiğini ve yerel mahkemenin yeni delili toplayarak temyiz merciine göndermesi gerektiğini savunmaktadır.