İYUK m. 15/1-c'ye göre, davanın yanlış hasım gösterilerek açılması halinde mahkeme davayı reddetmez, 'dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine' karar verir. Bu ilkenin, idari yargının hangi temel özelliği ile doğrudan ilişkili olduğunu ve medeni yargılamadaki husumet anlayışından farkını açıklayınız.
Bu ilke, idari yargının 're'sen araştırma' ilkesi ve 'objektif dava' niteliği ile doğrudan ilişkilidir. Medeni yargılamada 'taraflarca getirilme' ilkesi geçerlidir ve taraflar (davacının gösterdiği hasım dahil) dava malzemesini kendileri sunar. Hatalı hasma dava açılması genellikle davanın husumet yokluğundan reddiyle sonuçlanır. Ancak idari yargıda asıl yargılanan taraf değil, idari işlemin kendisidir (objektif nitelik). Mahkeme, uyuşmazlığın doğru bir şekilde çözülebilmesi için gerçek hasmı kendiliğinden (re'sen) araştırıp tespit etmekle yükümlüdür. İYUK m. 15/1-c, bu ilkenin bir yansımasıdır. Mahkeme, davacının idareyi yanlış göstermesi durumunda, davacıyı usuli bir hatadan dolayı hak kaybına uğratmak yerine, re'sen doğru hasmı belirleyip davayı ona yöneltir. Bu durum, idari yargının amacının bireyin idare karşısında korunması ve idari işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi olduğunu gösterir. Metindeki (kadimhukuk.com.tr/makale/idari-yargilama-usulu-kanunu-15-madde-iyuk/) Danıştay 2. Dairesi'nin E:2008/4266 sayılı kararı, doğru hasmın re'sen belirlenerek davaya dahil edilmesi gerektiğine güzel bir örnektir.