AİHM Akgün/Türkiye kararında, başvuranın ByLock kullanıcısı olduğuna dair tespitin (kırmızı liste) doğruluğuna ve güvenilirliğine ilişkin olarak başvuran tarafından ileri sürülen iddialar (örneğin BTK çalışanının verileri değiştirdiği iddiası) Mahkeme tarafından nasıl ele alınmıştır? AİHM, ulusal mahkemelerin bu tür iddiaları yeterince araştırıp araştırmadığını değerlendirmiş midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145433

AİHM Akgün/Türkiye kararında, başvuranın ByLock kullanıcısı olduğuna dair 'kırmızı liste' tespitinin doğruluğuna ve güvenilirliğine ilişkin iddiaları, özellikle Sözleşme'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi (makul şüphe) ve 5. maddesinin 4. fıkrası (tutukluluğun yasallığına itiraz hakkı) bağlamında ele almıştır. Ancak Mahkeme, doğrudan bu teknik iddiaların esasına girip bir BTK çalışanının verileri değiştirip değiştirmediği konusunda bir bulguda bulunmamıştır. AİHM'nin odaklandığı noktalar şunlardır: 1. Delilin Sunulmaması ve Denetlenememesi: Mahkeme, başvuranın tutuklanmasına dayanak olan 'kırmızı liste' tespitinin tek sayfalık, tarihsiz, yazarı belirsiz ve içeriği açıklanmayan bir belge olduğunu vurgulamıştır. Bu belgenin hangi verilere dayandığı, nasıl oluşturulduğu, güvenilirliğinin nasıl sağlandığı gibi konularda hiçbir bilgi sunulmamıştır. Başvuran ve avukatı, bu temel delilin içeriğine ve dayanaklarına ulaşamamıştır. 2. Ulusal Mahkemelerin Rolü: AİHM, ulusal mahkemelerin (özellikle tutuklama kararını veren Sulh Ceza Hâkimliği'nin) bu tek sayfalık tespiti yeterli görerek, altında yatan verileri, elde ediliş yöntemini veya güvenilirliğini sorgulamadan karar verdiğini ima etmiştir. Mahkeme, tutuklama kararında ve sonraki kararlarda, bu tespitin doğruluğuna veya başvuranın ByLock'u isnat edilen suçu oluşturacak şekilde kullandığına dair somut, bireyselleştirilmiş bir gerekçe sunulmadığını belirtmiştir. 3. Savunma Hakkı ve Silahların Eşitliği: Başvuranın, ByLock kullandığı iddiasını reddetmesine ve bu tespitin nasıl yapıldığına dair bilgi talep etmesine rağmen, bu bilgilere ulaşamaması, savunma hakkını ve silahların eşitliği ilkesini zedelemiştir. Bir delilin güvenilirliğine itiraz edebilmek için öncelikle o delilin içeriğini ve kaynağını bilmek gerekir. 4. 'Makul Şüphe' Standardı: AİHM, bu koşullar altında, yani delilin içeriğinin belirsizliği, elde ediliş şeklinin şeffaf olmaması ve savunmanın bu delile etkin bir şekilde itiraz etme imkanının bulunmaması nedeniyle, sadece 'kırmızı liste'de yer alma tespitinin tek başına 'makul şüphe' oluşturmak için yeterli olmadığı sonucuna varmıştır. Ulusal mahkemelerin, delilin güvenilirliğini ve suçla bağlantısını yeterince araştırmadan ve gerekçelendirmeden karar vermesi, makul şüphe standardının karşılanmadığı anlamına gelmiştir. Dolayısıyla, AİHM doğrudan 'BTK çalışanı verileri değiştirdi' iddiasının doğruluğunu araştırmamış, ancak ulusal yargı sürecinde bu tür iddiaların (ve genel olarak delilin güvenilirliğine ilişkin şüphelerin) adil bir şekilde ele alınabilmesi için gerekli olan şeffaflığın, bilgiye erişimin ve çekişmeli yargılama imkanının sağlanmadığını tespit etmiştir. Bu usuli eksiklikler, sonuçta makul şüphenin varlığı ve tutukluluğa etkin itiraz hakkı açısından ihlallere yol açmıştır.