TCK Madde 82(1)(f) bendinde, kasten öldürme suçunun '(Değişik:12/5/2022-7406/2 md.) Kadına karşı' işlenmesi bir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Bu değişikliğin temel amacı ve gerekçesi nedir? Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için mağdurun 'kadın' olması dışında ek bir koşul (örneğin, cinsiyete dayalı bir saik) aranmakta mıdır?
TCK Madde 82(1)(f) bendinde yapılan 12 Mayıs 2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, kasten öldürme suçunun 'gebe olduğu bilinen kadına karşı' işlenmesi şeklindeki nitelikli hali, 'Kadına karşı' işlenmesi şeklinde genişletmiştir. Değişikliğin Temel Amacı ve Gerekçesi: Bu değişikliğin temel amacı, kadınlara yönelik şiddetin ve özellikle kadın cinayetlerinin önlenmesi, bu suçlarla daha etkin mücadele edilmesi ve bu tür fiilleri işleyenlere karşı toplumsal bir mesaj verilerek caydırıcılığın artırılmasıdır. Gerekçesi, Türkiye'de ve dünyada artan kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet vakalarına karşı ceza hukukunun daha güçlü bir tepki vermesi gerektiği anlayışına dayanır. Kadınların, cinsiyetleri nedeniyle daha fazla şiddet riski altında olmaları ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bu şiddeti beslemesi, kanun koyucuyu böyle bir özel nitelikli hal getirmeye yöneltmiştir. Kadınların yaşam hakkının daha etkin korunması hedeflenmiştir. Ek Bir Koşul Aranıp Aranmadığı: Kanun metni ('Kadına karşı') lafzı itibarıyla, suçun mağdurunun kadın olması dışında ek bir koşul (örneğin, öldürmenin salt kadın olduğu için, cinsiyete dayalı bir saikle veya toplumsal cinsiyet temelli bir nefretle işlenmesi gibi) aramamaktadır. Bu durum, doktrinde ve uygulamada tartışmalara yol açabilecek bir husustur: 1. Lafzi Yorum: Eğer madde lafzına sıkı sıkıya bağlı kalınırsa, mağdurun kadın olması bu nitelikli halin uygulanması için yeterli görülebilir. Bu durumda, failin özel bir cinsiyetçi saikle hareket edip etmediğine bakılmaksızın, öldürülen kişi kadınsa ceza ağırlaştırılır. 2. Amaçsal Yorum ve Eleştiriler: Ancak, bu nitelikli halin getiriliş amacı (kadına yönelik şiddetle ve kadın cinayetleriyle mücadele) dikkate alındığında, her kadın cinayetinin otomatik olarak bu kapsama girmemesi gerektiği, failin eyleminin arkasında mağdurun kadın olmasından kaynaklanan, cinsiyete dayalı bir ayrımcılık, nefret veya toplumsal cinsiyet rollerine dayalı bir saik bulunması gerektiği yönünde güçlü argümanlar bulunmaktadır. Aksi takdirde, örneğin bir kadının bir trafik kazası sonrası çıkan kavgada veya tamamen kişisel ve cinsiyetle ilgisiz bir alacak verecek meselesi nedeniyle öldürülmesi durumunda dahi bu bendin uygulanması, maddenin amacıyla bağdaşmayabilir ve orantısız sonuçlara yol açabilir. 3. Uygulama: Yargıtay'ın bu yeni düzenlemeye ilişkin içtihatları zamanla şekillenecektir. Ancak, benzer nitelikli hallerde olduğu gibi (örneğin, kamu görevlisine karşı işlenen suçta 'görevi nedeniyle' olması şartı), mahkemelerin bu bendin uygulanmasında da sadece mağdurun cinsiyetine değil, olayın bütününe, failin saikine ve fiilin işleniş şekline bakarak, eylemin gerçekten de 'kadına karşı' işlenmiş olmasının getirdiği ek haksızlığı içerip içermediğini değerlendirmesi beklenir. Eğer öldürme fiilinde mağdurun kadın olmasının hiçbir rolü yoksa, sadece tesadüfen kadın olan birine karşı işlenmişse, bu bendin uygulanması tartışmalı olabilir. Şu an için kanun metni açıkça ek bir saik aramamaktadır. Ancak, adil yargılanma ve orantılılık ilkeleri gereği, uygulamanın maddenin getiriliş amacına uygun şekilde, mağdurun kadın olmasının suçun işlenmesinde belirleyici bir faktör olduğu durumlarla sınırlı tutulması daha isabetli olacaktır. Yargıtay kararları bu konuya zamanla daha fazla açıklık getirecektir.