TCK Madde 103(5) hükmü, 'Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.' demektedir. Bu hükmün, cinsel istismar suçu ile kasten yaralama suçu arasındaki içtima ilişkisi açısından anlamı nedir? Failin hem cinsel istismardan hem de kasten yaralamanın ağır neticelerinden sorumlu tutulabilmesi için hangi koşulların varlığı gerekir?
TCK Madde 103(5) hükmü, cinsel istismar suçunun işlenmesi sırasında kullanılan cebir ve şiddetin, mağdurda kasten yaralama suçunun TCK Madde 87'de sayılan ağır neticelerinden birine (örneğin, duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması/yitirilmesi, kemik kırığı, yaşamını tehlikeye sokan durum, gebe bir kadına karşı işlenip çocuğunun vaktinden önce doğmasına/düşmesine neden olma vb.) yol açması durumunda gerçek içtima kuralının uygulanacağını belirtir. İçtima İlişkisi Açısından Anlamı: Bu hüküm, TCK'daki genel içtima kurallarından olan 'bileşik suç' (TCK 42) veya 'fikri içtima' (TCK 44) yerine, 'gerçek içtima'nın (TCK 43 dışında kalan haller) uygulanacağını özel olarak düzenlemektedir. Normalde, bir suçun işlenmesi için kullanılan cebir, o suçun unsuru içinde eriyebilir (zorlama veya bileşik suç mantığı). Ancak TCK 103(5), cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddet, kasten yaralamanın 'ağır neticelerine' ulaştığında, bu yaralamanın cinsel istismar suçu içinde erimeyeceğini, failin her iki suçtan da (cinsel istismar ve nitelikli kasten yaralama) ayrı ayrı cezalandırılacağını açıkça ifade eder. Failin Her İki Suçtan Sorumlu Tutulabilmesi İçin Gerekli Koşullar: 1. Cinsel İstismar Suçunun Varlığı: Öncelikle TCK 103'e uyan bir cinsel istismar eyleminin (sarkıntılık, basit istismar veya nitelikli istismar) işlenmiş olması gerekir. 2. Cebir ve Şiddet Kullanımı: Bu cinsel istismar eylemi için fail tarafından cebir ve şiddet kullanılmış olmalıdır. 3. Kasten Yaralamanın Ağır Neticelerinin Oluşması: Kullanılan cebir ve şiddet sonucunda mağdurda, TCK Madde 87'de sayılan kasten yaralama suçunun ağır (nitelikli) neticelerinden bir veya birkaçı meydana gelmiş olmalıdır. Eğer yaralama basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek düzeydeyse (TCK 86/2), bu durum genellikle cinsel istismar suçunun (özellikle TCK 103/1-b veya 103/4 kapsamında) bir unsuru olarak değerlendirilebilir ve ayrıca yaralamadan ceza verilmeyebilir (ancak TCK 103/4'teki artırım uygulanabilir). 4. Nedensellik Bağı: Kullanılan cebir ve şiddet ile meydana gelen ağır yaralama neticesi arasında doğrudan bir nedensellik bağı bulunmalıdır. 5. Kast veya Taksir (Yaralama Neticesi Açısından): Failin, cinsel istismar kastının yanında, en azından kasten yaralama suçunun temel şekline (TCK 86/1 veya 86/3) yönelik bir kastının bulunması ve ağır neticenin (TCK 87) ise en azından taksirle (TCK 23 - netice sebebiyle ağırlaşmış suç) meydana gelmiş olması gerekir. Eğer failin kastı doğrudan TCK 87'deki ağır neticeleri de kapsıyorsa, zaten doğrudan o suçtan da sorumlu olacaktır. Ancak genellikle cinsel istismar sırasında bu ağır neticeler kastedilmemiş olsa bile, öngörülebilir olmaları ve failin fiiliyle meydana gelmeleri durumunda sorumluluk doğar. Bu hüküm, cinsel istismar suçunun işlenmesi sırasında mağdura verilen zararın ciddiyetini göz önünde bulundurarak, failin daha ağır bir şekilde cezalandırılmasını sağlamayı amaçlar ve cinsel istismar suçunun kasten yaralama suçunu (ağır neticeleri bakımından) absorbe etmesini engeller.