AİHM Akgün/Türkiye davasında, başvuranın tutukluluğuna dayanak olarak gösterilen ByLock kullanımına ilişkin delillerin elde edilme şekli ve içeriğinin sunulmaması, Sözleşme'nin hangi maddelerinin ihlaline yol açmıştır? Mahkeme, özellikle MİT tarafından elde edildiği belirtilen verilerin yargısal denetime kapalılığı ve bunun 'makul şüphe' üzerindeki etkisini nasıl değerlendirmiştir?
AİHM, Akgün/Türkiye davasında, başvuranın tutukluluğuna dayanak olan ByLock kullanımına ilişkin delillerin elde edilme şekli ve içeriğinin sunulmamasının temel olarak Sözleşme'nin iki maddesinin ihlaline yol açtığı sonucuna varmıştır: 1. Sözleşme'nin 5. Maddesinin 1. Fıkrasının (c) Bendi (Makul Şüphe): - Delilin Niteliği ve Sunumu: Başvuranın ByLock kullandığına dair tek kanıt, 'kırmızı liste'de olduğuna dair, içeriği, kaynağı ve nasıl oluşturulduğu belirsiz, tarihsiz tek sayfalık bir tespitti. Bu belge, objektif bir gözlemciyi başvuranın iddia edilen suçu işlediğine ikna edecek somut olgu veya bilgileri içermiyordu. - Yargısal Denetime Kapalılık ve MİT Verileri: Mahkeme, MİT tarafından elde edildiği belirtilen ham verilere (sabit disk, flash bellek) başvuranın veya avukatının erişiminin olmamasını ve bu verilerin tutuklama kararını veren hâkim tarafından da doğrudan incelenip incelenmediğinin belirsizliğini eleştirdi. ByLock'un münhasıran FETÖ/PDY tarafından kullanıldığına dair iddiaları destekleyecek detaylı analizlerin ve yargı kararlarının (Yargıtay, AYM) Akgün'ün tutuklandığı tarihte henüz mevcut olmaması veya Sulh Ceza Hâkimliği'nin bilgisine sunulmamış olması, 'makul şüphe'nin oluşmadığı sonucunu doğurdu. Ulusal hâkimin, şüphelerin dayandığı temel verilerin güvenilirliğini ve içeriğini denetleyememesi, makul şüphe standardını zedeledi. 2. Sözleşme'nin 5. Maddesinin 4. Fıkrası (Tutukluluğun Yasallığına İtiraz Hakkı ve Silahların Eşitliği): - Dosyaya Erişim Kısıtlaması: Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle başvuran ve avukatı, tutukluluğun temel dayanağı olan ByLock iddiasının ayrıntılarına (hangi verilere dayandığı, ne zaman tespit edildiği vb.) vakıf olamadılar. - Silahların Eşitliği: Mahkeme, tutukluluğun yasallığına etkili bir şekilde itiraz edebilmek için gerekli olan temel bilgilere ve delillere erişimin engellenmesinin, savcılık ile savunma arasında 'silahların eşitliği' ilkesini ihlal ettiğini belirtti. Başvuran, aleyhindeki temel delilin içeriğini bilmeden ve buna karşı somut argümanlar geliştiremeden itiraz etmek zorunda kalmıştır. Özetle AİHM, ByLock verilerinin elde edilme şeklinin şeffaf olmaması, içeriğinin savunmaya sunulmaması ve tutuklama kararını veren hâkimin bu delili yeterince denetleyebilecek durumda olmamasının, hem 'makul şüphe'nin varlığı (5/1-c) hem de tutukluluğa etkin itiraz hakkı (5/4) açısından Sözleşme'ye aykırılık oluşturduğuna karar vermiştir. İstihbarat verilerinin yargısal süreçlerde delil olarak kullanılacaksa, adil yargılanma ve savunma haklarını zedelemeyecek usullere tabi olması gerektiği zımnen vurgulanmıştır.