TCK Madde 103(3)(c) bendinde sayılan 'üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından' işlenen cinsel istismar suçlarında cezanın artırılmasının temel mantığı nedir? Bu bentte sayılan kişilerle mağdur çocuk arasındaki ilişkinin niteliği, suçun vahametini nasıl etkilemektedir?
TCK Madde 103(3)(c) bendinde düzenlenen nitelikli halin temel mantığı, fail ile mağdur çocuk arasındaki özel güven ilişkisinin ve failin bu ilişki nedeniyle sahip olduğu koruma ve gözetim yükümlülüğünün ağır bir şekilde ihlal edilmesidir. Bu ilişkinin niteliği ve suçun vahametine etkisi şu şekilde açıklanabilir: 1. Güven İlişkisinin Kötüye Kullanılması: Kan veya kayın hısımlığı (özellikle yakın dereceler), üveylik ilişkisi veya evlat edinme ilişkisi, doğal olarak bir güven ortamı ve mağdur çocuğun faile karşı daha savunmasız olmasını beraberinde getirir. Çocuk, bu kişilere güvenir, onlardan zarar gelmeyeceğini düşünür ve kendisini onlara karşı koruma ihtiyacı hissetmeyebilir. Failin bu güveni ve çocuğun savunmasızlığını istismar ederek cinsel bir eylemde bulunması, fiilin haksızlık içeriğini ve failin kusurluluğunu artırır. 2. Koruma ve Gözetim Yükümlülüğünün İhlali: Bentte sayılan kişiler (özellikle ebeveynler, yakın akrabalar, üvey ebeveynler, evlat edinenler), mağdur çocuğa karşı doğal veya hukuki bir koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülüğe sahip bir kişinin, çocuğu korumak yerine ona cinsel istismarda bulunması, hem çocuğa karşı işlenen en ağır ihanetlerden biri hem de toplumsal değerlere yönelik ciddi bir saldırı olarak kabul edilir. 3. Mağdur Üzerindeki Etkilerin Ağırlığı: Yakın akrabalar veya ebeveyn figürü taşıyan kişiler tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar, çocuğun ruh sağlığı üzerinde genellikle daha derin ve kalıcı travmalara yol açar. Güven duygusunun temelden sarsılması, aile bağlarının kopması, suçluluk, utanç gibi duyguların daha yoğun yaşanması söz konusu olabilir. 4. Toplumsal Tepki: Aile içi cinsel istismar, toplum vicdanında özellikle infial uyandıran bir suç tipidir. Bu nedenle kanun koyucu, bu tür eylemleri daha ağır cezalandırarak toplumsal tepkiye de bir karşılık vermeyi amaçlamıştır. 5. Caydırıcılık: Cezanın artırılması, bu tür özel ve hassas ilişkiler içinde bulunan kişilerin cinsel istismar suçunu işlemekten caydırılmasını hedefler. Sonuç olarak, TCK 103(3)(c) bendi, mağdurla fail arasındaki ilişkinin yakınlığı ve bu ilişkiden doğan özel güven ve koruma yükümlülüğünün ihlal edilmesi nedeniyle suçun vahametinin arttığını kabul ederek daha ağır bir cezayı öngörmektedir. Bu tür bir istismar, çocuğun sadece cinsel dokunulmazlığını değil, aynı zamanda en temel güven duygularını ve aile bağlarını da zedelemektedir.