AİHM'nin Akgün/Türkiye davasında, Sözleşme'nin 15. maddesi uyarınca Türkiye tarafından yapılan askıya alma (derogasyon) bildiriminin, başvuranın Sözleşme'nin 5. maddesi kapsamındaki şikayetleri açısından etkisini nasıl değerlendirmiştir? Mahkeme, 'durumun gerektirdiği ölçüde' alınan tedbirler kriterini somut olaya nasıl uygulamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145412

AİHM, Akgün/Türkiye davasında, Türkiye'nin Sözleşme'nin 15. maddesi uyarınca yaptığı askıya alma bildiriminin başvuranın şikayetleri üzerindeki etkisini değerlendirirken şu temel yaklaşımı sergilemiştir: 1. Kamusal Tehlikenin Varlığı: Mahkeme, daha önceki Mehmet Hasan Altan/Türkiye kararında olduğu gibi, 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişiminin Sözleşme anlamında 'ulusun varlığını tehdit eden kamusal bir tehlike' oluşturduğunu kabul etmiştir. Bu, derogasyon için birinci koşulun (tehlikenin varlığı) karşılandığı anlamına gelir. 2. 'Durumun Gerektirdiği Ölçüde' Kriteri: Ancak Mahkeme, bir derogasyonun geçerli olabilmesi için alınan tedbirlerin 'durumun gerektirdiği ölçüde' (strictly required by the exigencies of the situation) ve uluslararası hukuk kapsamındaki diğer yükümlülüklere uygun olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu kriter, her bir şikayet özelinde ayrıca incelenir. Somut Olayda Uygulama: - Sözleşme'nin 5/1. Maddesi (Makul Şüphe): Mahkeme, başvuran Akgün'ün tutuklanmasının olağanüstü hal döneminde, CMK'nın genel hükümlerine (CMK 100) dayanılarak yapıldığını, olağanüstü hal kapsamında çıkarılan bir KHK ile alınan istisnai bir tedbir olmadığını belirtmiştir. Mahkeme, darbe girişimi sonrası zorlukların dikkate alınması gereken bağlamsal bir unsur olduğunu kabul etmekle birlikte, bu durumun, 5/1(c) bendinin asgari koşullarını (makul şüphe) karşılayan yeterli bir olgusal temel olmaksızın bir kişinin tutuklanmasına izin verdiği anlamına gelmeyeceğini vurgulamıştır. Başvuranın tutuklanmasında 'makul şüphe' bulunmadığı sonucuna vardığı için, bu tedbirin 'durumun gerektirdiği katı ölçüye' uymadığına ve derogasyonun bu ihlali haklı kılamayacağına karar vermiştir. - Sözleşme'nin 5/3. Maddesi (Tutukluluğun Gerekçeleri): Makul şüphe bulunmadığı tespiti yapıldığı için, tutukluluğun ayrıca gerekçelendirilmesi konusundaki ihlal de derogasyonla haklı görülemez. - Sözleşme'nin 5/4. Maddesi (Soruşturma Dosyasına Erişim): Hükümetin, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasının derogasyonla nasıl haklı gösterilebileceğini açıklamadığını belirten Mahkeme, bu kısıtlamanın olağanüstü hal durumuna uygun bir yanıt olarak değerlendirilemeyeceği ve böyle bir yorumun 5. maddeyle öngörülen güvenceleri boşa çıkaracağı kanaatine varmıştır. Sonuç olarak AİHM, derogasyon bildiriminin varlığını kabul etmekle birlikte, Akgün'ün davasındaki spesifik hak ihlallerinin (makul şüphe olmaksızın tutuklama, yetersiz gerekçe, dosyaya erişim engeli) 'durumun gerektirdiği ölçüde' alınan tedbirler kapsamında değerlendirilemeyeceğine ve dolayısıyla derogasyonun bu ihlalleri meşrulaştırmadığına karar vermiştir. Derogasyon, Sözleşme'deki temel güvencelerin asgari standartlarının tamamen ortadan kaldırılmasına izin vermez.