TCK Madde 103(6) uyarınca 'Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.' Bu netice sebebiyle ağırlaşmış halin uygulanabilmesi için failin kastının ölümü veya bitkisel hayatı da kapsaması gerekir mi? Madde gerekçesi bu konuda nasıl bir yorum getirmiştir ve bu durum ceza sorumluluğu açısından ne anlama gelir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145408

TCK Madde 103(6)'da düzenlenen, suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hali, neticesi sebebiyle ağırlaşmış bir suç halidir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için failin kastının doğrudan ölümü veya bitkisel hayatı da kapsaması gerekmez. Eğer failin kastı başlangıçtan itibaren ölümü veya bitkisel hayatı da kapsıyorsa, o zaman cinsel istismar suçu değil, duruma göre kasten öldürme (TCK 81, 82) veya kasten yaralama sonucu ölüme neden olma (TCK 87/4) gibi suçlar gündeme gelebilir ve cinsel istismar bu suçların işleniş biçimi veya saiki olabilir. TCK Madde 103'ün gerekçesinde bu konuyla ilgili olarak, 'Altı ve yedinci fıkralarda söz konusu suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri düzenlenmiştir... Ancak, bu durumlarda, netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar dolayısıyla sorumluluk için aranan koşulların gerçekleşmesi gerekir.' denilmektedir. Bu ifade, TCK'nın genel hükümlerinden olan 'Netice sebebiyle ağırlaşmış suç' başlıklı 23. maddesine atıf yapmaktadır. TCK Madde 23(1) şöyledir: 'Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi hâlinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu neticeye ilişkin olarak en azından taksirle hareket etmesi gerekir.' Bu bağlamda, TCK 103(6)'nın uygulanabilmesi için; 1. Failin başlangıçtaki kastı çocuğa yönelik cinsel istismar eylemini gerçekleştirmeye yönelik olmalıdır. 2. Bu cinsel istismar eylemi sonucunda mağdur bitkisel hayata girmeli veya ölmelidir (nedensellik bağı). 3. Failin, bu ağır netice (ölüm veya bitkisel hayat) açısından en azından taksirle hareket etmiş olması gerekir. Yani, failin bu ağır neticeyi öngörebilir durumda olması ve dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu bu neticenin meydana gelmiş olması gerekir. Eğer fail, ölüm veya bitkisel hayat neticesini öngörmüş ve istemişse (doğrudan kast) veya bu neticenin meydana gelebileceğini öngörmesine rağmen 'olursa olsun' diyerek hareket etmişse (olası kast), o zaman TCK 103(6) değil, daha ağır cezayı gerektiren kasten öldürme veya kasten yaralama sonucu ölüme neden olma hükümleri (ve fikri içtima kuralları) tartışılır. TCK 103(6) tipik olarak, failin cinsel istismar kastıyla hareket ettiği ancak eyleminin şiddeti veya şekli nedeniyle öngörülebilir nitelikteki ölüm veya bitkisel hayat sonucunun taksirle meydana geldiği durumlarda uygulama alanı bulur.