TCK Madde 103(1)(a) ve (b) bentleri arasındaki temel ayrım nedir ve bu ayrım, çocuğun 'fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği' açısından nasıl bir farklılık yaratmaktadır? Madde gerekçesi bu konuya nasıl bir açıklama getirmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145407

TCK Madde 103(1)(a) ve (b) bentleri, çocuğun cinsel istismarı suçunun mağdurun yaşına ve algılama yeteneğine göre farklı tanımlarını ve koşullarını ortaya koyar. Temel ayrım ve 'fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği' ile ilişkisi şöyledir: 1. TCK Madde 103(1)(a): Bu bent, 'On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış'ı cinsel istismar olarak tanımlar. - Yaş Kriteri: 15 yaşını tamamlamamış çocuklar mutlak olarak bu kapsama girer. Onların rızası hukuken geçersiz sayılır. - Algılama Yeteneği Kriteri: 15 yaşını tamamlamış olsa bile (yani 15-18 yaş aralığında olsa da), eğer çocuğun fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemişse (örneğin zihinsel engel veya gelişimsel bir sorun nedeniyle), bu çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış da cinsel istismar sayılır. Bu durumda da çocuğun rızası fiili suç olmaktan çıkarmaz. - Sonuç: Bu kategorideki çocuklar için cebir, tehdit, hile gibi unsurlar aranmaz. Çocuğun rızasının olup olmamasının bir önemi yoktur. Her türlü cinsel davranış suç teşkil eder. 2. TCK Madde 103(1)(b): Bu bent, '(a) bendi dışındaki diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar'ı cinsel istismar olarak tanımlar. - Kapsam: Bu bent, 15 yaşını tamamlamış ve fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş olan (yani 15-18 yaş aralığındaki normal gelişim gösteren) çocukları hedefler. - Koşul: Bu çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar suçunu oluşturabilmesi için, bu davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene (örneğin, uyuşturucu madde verilmesi, hipnoz vb.) dayalı olarak gerçekleştirilmesi zorunludur. - Sonuç: Eğer bu kategorideki bir çocuğa karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın bir cinsel davranış gerçekleştirilirse ve çocuğun rızası varsa (ve bu davranış cinsel ilişki boyutuna varmamışsa), TCK 103 kapsamında cinsel istismar suçu oluşmaz. (Eğer cinsel ilişki varsa TCK 104 gündeme gelebilir.) Madde Gerekçesi: TCK Madde 103'ün gerekçesi bu ayrımı net bir şekilde ortaya koyar. Gerekçede, 'onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar açısından, rızanın varlığı ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır' denilerek (a) bendine işaret edilir. Devamında, 'Onbeş yaşını tamamlamış ve maruz kaldığı fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar olarak nitelendirilebilmesi için, bunların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekir' ifadesiyle (b) bendine açıklık getirilir. Gerekçe, (b) bendindeki çocuklar için 'iradeyi etkileyen neden' ifadesinin kullanıldığını, iradenin tamamen ortadan kaldırılmasının şart olmadığını da belirtir.