AİHM Akgün/Türkiye kararında, Sözleşme'nin 5. maddesinin 4. fıkrası (tutukluluğun yasallığına itiraz hakkı) bağlamında soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması iddiası nasıl değerlendirilmiştir? Mahkeme, 'silahların eşitliği' ilkesini bu değerlendirmede nasıl kullanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145402

AİHM, Akgün/Türkiye kararında, başvuranın soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlandığı iddiasını Sözleşme'nin 5. maddesinin 4. fıkrası kapsamında değerlendirmiştir. Bu fıkra, tutuklu kişilere tutukluluğun yasallığına kısa sürede karar verilmesi için bir mahkemeye başvurma hakkı tanır. Mahkeme'nin değerlendirmesi şu şekildedir: 1. Kısıtlama Kararının Varlığı: Hükümet bir kısıtlama kararı olmadığını belirtse de, Anayasa Mahkemesi'nin şikayeti esastan incelemiş olması nedeniyle AİHM, bir kısıtlama kararının varlığını kabul etmiştir. 2. Silahların Eşitliği İlkesi: Mahkeme, 5. maddenin 4. fıkrası bağlamındaki bir yargılamanın çekişmeli olması ve savcı ile tutuklu kişi arasında 'silahların eşitliği'ni sağlaması gerektiğini vurgulamıştır. Eğer avukatın, müvekkilinin tutukluluğunun yasallığına etkin bir şekilde itiraz edebilmesi için dosyadaki önemli temel unsurlara erişimi engellenirse, bu ilke ihlal edilmiş olur. 3. Somut Olaydaki Durum: Akgün davasında, başvuranın tutuklanmasına neden olan şüpheler münhasıran ByLock kullanıcılarının 'kırmızı liste'sinde yer aldığı tespitine dayanıyordu. Başvuran ve avukatı, bu temel suçlama unsurunun içeriği (hangi verilere dayandığı, nasıl elde edildiği vb.) hakkında yeterli bilgiye sahip değildi. Soruşturma dosyası, iddianamenin sunulduğu 6 Haziran 2017'ye kadar başvurana kapalıydı. 4. Sonuç: Mahkeme, ne başvuranın ne de avukatının, tutukluluğa itirazın incelenmesinde temel bir önem arz eden bu münhasır suçlama unsurunun içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığına karar vermiştir. Tutukluluğun dayandığı unsurlara itiraz edebilmek için gerçek bir imkânın sunulmaması, silahların eşitliği ilkesine aykırıdır. Bu nedenle AİHM, Sözleşme'nin 5. maddesinin 4. fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Mahkeme ayrıca, Hükümetin bu kısıtlamanın Türkiye'nin askıya alma (derogasyon) kararıyla nasıl haklı gösterilebileceğini açıklamadığını ve böyle bir kısıtlamanın olağanüstü hal durumuna uygun bir yanıt olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.