TCK Madde 82(1)(k)'da düzenlenen 'töre saikiyle' öldürme nitelikli hali ile 'namus cinayeti' kavramları arasındaki ilişkiyi Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/542 E., 2021/42 K. sayılı kararı ışığında açıklayınız. Bir öldürme eyleminin 'töre saikiyle' işlendiğinin kabulü için hangi koşullar aranır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/542 E., 2021/42 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 'töre saiki' ile 'namus cinayeti' kavramları birbiriyle ilişkili olsa da özdeş değildir. Töre, namusu da içine alabilen daha geniş bir üst kavramdır. Ancak her namus cinayeti, töre saikiyle işlenmiş sayılmaz. 'Töre saikiyle' öldürmenin kabulü için YCGK ve öğretiye göre şu koşullar aranır: 1. Toplumsal Beklenti ve Görev Bilinci: Failin, ait olduğu toplulukta (köy, mahalle, geniş aile vb.) geçerli ve benimsenmiş bir töre (davranış ve yaşam biçimi kuralı) gereği, bu töreye aykırı davrandığı düşünülen kişiyi öldürmeyi bir görev olarak addetmesi. Fail, bu eylemi gerçekleştirirse toplumda saygınlık kazanacağını, aksi halde kınanacağını düşünerek hareket eder. 2. Kıyas Yasağı: TCK m.2/3 uyarınca, yasa koyucunun bilinçli olarak 'töre saiki' kavramını kullanıp 'namus saiki'ni ayrıca düzenlemediği dikkate alındığında, her namus cinayetinin otomatik olarak töre saikiyle işlendiği kabul edilemez. Bu, kıyasa yol açacak geniş yorum olur. 3. Aile Meclisi Kararı (Tipik Örnek): Öğretide, töre saikiyle öldürmenin tipik örneklerinden biri olarak, namus kurtarmak adına, aile meclisinin kararıyla, kirlendiği düşünülen kadın veya kızın yahut birlikte kirletenin öldürülmesi gösterilir. Ancak bu, tek ve zorunlu bir koşul değildir; önemli olan failin, yerleşmiş bir toplumsal beklenti ve görev bilinciyle hareket etmesidir. 4. Failin Subjektif Durumu: Fail, hukuk düzenince uygun görülmeyen bu davranışı nedeniyle ait olduğu toplulukta hoş görülmekte, korunmakta ve itibar kazanmaktadır. Sonuç olarak, bir öldürme eyleminin töre saikiyle işlenmiş sayılabilmesi için, failin kişisel namus anlayışından ziyade, mensup olduğu topluluğun yerleşik bir beklentisi ve adeta bir 'görev' bilinciyle, o topluluğun değerlerine aykırı davrandığı iddia edilen kişiyi cezalandırma amacıyla hareket etmesi gerekir. Sırf kişisel kıskançlık, öfke veya bireysel namus anlayışıyla işlenen cinayetler bu kapsama girmez.