Bir sanık, kasten yaralama amacıyla bıçaklamış, ancak darbenin isabet ettiği yer ve şiddeti nedeniyle maktul ölmüştür. Sanığın kastının öldürmeye değil, yaralamaya yönelik olduğu sabit ise, cezai sorumluluğu ne olur? Bu durumu, 'olası kastla öldürme'den ayıran kriterler nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145382

Bu durumda sanığın cezai sorumluluğu, TCK m. 87/4'te düzenlenen 'kasten yaralama sonucu ölüme neden olma' (neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama) suçuna göre belirlenir. Bu suçun oluşabilmesi için, failin temel kastının 'yaralamaya' yönelik olması, ancak ölüm neticesinin bu yaralama eylemi sonucunda 'taksirle' meydana gelmesi gerekir. Yani, fail ölümü istememiş ve öngörmemiş olmalı, ancak daha dikkatli ve özenli davransaydı öngörebilecek durumda olmalıdır. Bu durumun 'olası kastla öldürme'den (TCK m. 21/2) farkı, failin ölüm neticesine ilişkin manevi tutumudur: 1) Kasten Yaralama Sonucu Ölüm (TCK m. 87/4): Failin kastı yaralamayadır. Ölüm neticesini istemez ve öngörmez. Ölüm, failin yaralama eylemine objektif olarak isnat edilebilen, taksirli bir sonuçtur. 2) Olası Kastla Öldürme (TCK m. 81, 21/2): Fail, eyleminin (örneğin, kalbe bıçak saplamanın) ölümle sonuçlanabileceğini 'öngörür', ancak bu neticenin gerçekleşmesini umursamaz ve 'olursa olsun' diyerek eylemi gerçekleştirir. Olası kastta, fail neticeyi kabullenmiştir. Ayırt edici kriterler şunlardır: kullanılan aletin niteliği (sustalı bıçak, ekmek bıçağı), darbenin sayısı ve şiddeti, darbenin vücutta isabet ettiği bölge (hayati organlara yönelik olup olmadığı), taraflar arasındaki husumetin derecesi ve failin olay sonrası davranışları (yardım çağırıp çağırmaması vb.). Bu unsurlar, failin kastının yaralamaya mı yoksa ölümü de göze alan bir eyleme mi yönelik olduğunu belirlemede kullanılır.