Akgün/Türkiye kararında, başvuranın tutukluluğunun Sözleşme m. 5/1 ve 5/4'ü ihlal ettiğine karar verilmiştir. AİHM'in bu kararı, başvuran hakkında yürütülen ceza davasının esası hakkında bir sonuç doğurur mu? Yani, bu karar başvuranın beraat etmesi gerektiği anlamına mı gelir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145377

Hayır, AİHM'in bu kararı başvuran hakkında yürütülen ceza davasının esası hakkında doğrudan bir sonuç doğurmaz ve başvuranın beraat etmesi gerektiği anlamına gelmez. AİHM'in denetimi ile ulusal mahkemenin görevi birbirinden farklıdır: 1) AİHM'in Görevi: AİHM, Sözleşme'nin 5. maddesi kapsamında, tutuklamanın 'başlangıcında' makul şüphe olup olmadığını ve tutukluluğa itiraz usulünün adil olup olmadığını denetler. AİHM, bir 'suçluluk' veya 'suçsuzluk' kararı vermez. Mahkemenin bulduğu ihlal, tutuklama anındaki delillerin yetersizliği ve usuli güvencelerin sağlanmamasıdır. 2) Ulusal Mahkemenin Görevi: Ulusal mahkeme ise, yargılama boyunca toplanan 'tüm delilleri' (ByLock içerikleri, tanık beyanları, HTS kayıtları, diğer raporlar vb.) bir bütün olarak değerlendirerek, sanığın suçlu olup olmadığına dair 'şüpheye yer bırakmayacak' kesin bir kanaate ulaşmaya çalışır. Akgün davasında, tutuklama sonrasında yeni deliller (örneğin BTK'dan gelen detaylı rapor) dosyaya girmiştir. Ulusal mahkeme, yargılamanın sonunda bu yeni delilleri de değerlendirerek bir mahkumiyet veya beraat kararı verebilir. AİHM kararı, ulusal mahkemenin delilleri serbestçe değerlendirme yetkisini ortadan kaldırmaz. Ancak, AİHM'in delillerin elde edilme şekli veya güvenilirliği konusunda yapacağı tespitler (bu kararda yapılmamış olsa da), ulusal mahkemeler tarafından dikkate alınması gereken önemli unsurlar olabilir.