TCK m. 53'te düzenlenen hak yoksunlukları ile TCK m. 257'de (Görevi kötüye kullanma) düzenlenen 'kamu görevinden yasaklanma' yaptırımı arasında ne gibi bir ilişki vardır? Her iki hüküm aynı anda uygulanabilir mi?
Bu iki hüküm arasında hem benzerlik hem de farklılık vardır ve belirli koşullarda birlikte uygulanmaları mümkündür. 1) TCK m. 53: Bu madde, 'genel' bir hak yoksunluğu rejimi düzenler. TCK m. 53/1-a, kasıtlı bir suçtan hapis cezasına mahkum olan herkesin, cezasının infazı süresince kamu görevi üstlenmekten yasaklanmasını öngörür. TCK m. 53/5 ise, kamu görevi yetkisini kötüye kullanarak suç işleyenler için, cezanın infazından sonra da devam edecek 'ek' bir yasaklama getirilmesine olanak tanır. 2) TCK m. 257/1 (Görevi Kötüye Kullanma): Bu maddenin son cümlesi, görevi kötüye kullanma suçundan mahkum olan kamu görevlisinin, TCK m. 53/1-a'daki yetkiyi kötüye kullanmış olması halinde, TCK m. 53/1-a'da belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 'ayrıca' yasaklanacağına hükmedileceğini belirtir. Bu, TCK m. 53/5'in özel bir tekrarı ve vurgulanması niteliğindedir. İlişki ve Uygulama: Bir kamu görevlisi, görevi kötüye kullanma suçundan (TCK m. 257) hapis cezasına mahkum olduğunda, sonuçlar şöyledir: a) TCK m. 53/1-a gereği, cezasının infazı süresince zaten kamu görevinden yasaktır (kanuni sonuç). b) Mahkeme, TCK m. 257/1'in son cümlesi ve TCK m. 53/5 uyarınca, bu yasaklamanın cezanın infazından 'sonra' da belirli bir süre (hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar) devam etmesine 'ayrıca' karar vermelidir. Bu, takdire bağlı bir güvenlik tedbiridir. Dolayısıyla, iki hüküm birbirini dışlamaz. TCK m. 53/1 infaz süresince geçerli olan genel yasağı, TCK m. 53/5 ve m. 257 ise infaz sonrası için uygulanacak özel ve ek bir yasağı düzenler. Mahkeme hükmünde her ikisine de yer vermelidir.