Ceza Genel Kurulu'nun 2019/146 sayılı kararında, sanığın maktulü yaktıktan sonra alevleri söndürüp hastaneye götürmesi, 'canavarca hisle öldürme' nitelikli halinin uygulanmasına engel olarak görülmemiştir. Bu durumun ceza hukukundaki 'gönüllü vazgeçme' ve 'etkin pişmanlık' kurumları ile neden ilişkilendirilmediğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145365

Sanığın bu davranışının 'canavarca hisle öldürme' nitelikli halini ortadan kaldırmaması ve gönüllü vazgeçme/etkin pişmanlık olarak kabul edilmemesinin nedenleri şunlardır: 1) Saikin Değişmezliği: 'Canavarca his', suçu işlemeye iten ve eylem anında var olan bir 'saik'tir. Suç işlendikten sonra failin pişmanlık duyması veya neticenin zararlarını azaltmaya çalışması, eylem anındaki bu saiki geriye dönük olarak ortadan kaldırmaz. YCGK'nın da belirttiği gibi, sanığın sonraki davranışları, eylemi işlemeye iten hissini değiştirmez. 2) Gönüllü Vazgeçme (TCK m. 36) Değildir: Gönüllü vazgeçme, failin neticeyi 'kendi çabasıyla' ve 'gönüllü olarak' engellemesidir. Kararda, sanığın bu davranışının, olayın işlek bir yolda meydana gelmesi, çevreden insanların bağırarak olay yerine koşması ve yakalanacağını anlaması üzerine 'pişman olmuş gibi görünmek' amacıyla yapıldığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, vazgeçme 'gönüllü' değildir. Ayrıca, fail neticeyi (ölümü) engelleyememiştir. 3) Etkin Pişmanlık (TCK m. 81-82 için düzenlenmemiştir) Değildir: Kasten öldürme suçları için kanunda özel bir etkin pişmanlık hükmü yoktur. Yaşam hakkı gibi geri döndürülemez bir hak ihlal edildiğinde, failin sonradan göstereceği çabalar, suçu ve neticesini ortadan kaldırmadığı için etkin pişmanlık olarak kabul edilemez. Sanığın bu davranışları, olsa olsa TCK m. 62 kapsamında 'fiilden sonraki pişmanlığı' olarak değerlendirilip takdiri indirim nedeni sayılabilecek bir husustur, ki mahkeme zaten bu yönde bir değerlendirme yapmıştır.