TCK m. 82/1-d'de kasten öldürme suçunun 'kardeşe karşı' işlenmesi nitelikli haldir. Sanık, resmi olarak evlat edinilmiş kardeşini öldürürse bu nitelikli hal uygulanır mı?
Bu, yorum gerektiren karmaşık bir sorudur ve doğrudan metinlerde cevabı yoktur. Ancak ceza hukukunun temel ilkeleriyle çözülebilir. TCK m. 82/1-d'deki 'kardeş' kavramı, kural olarak biyolojik soybağına dayalı kardeşliği ifade eder. 'Evlat edinilmiş kardeş' diye bir hukuki statü Türk Medeni Kanunu'nda doğrudan tanımlanmamıştır. Bu durum genellikle, bir kişinin hem kendisinin hem de başka bir çocuğun aynı aile tarafından evlat edinilmesiyle fiilen oluşur. Bu durumda, aralarında hukuken 'kardeşlik' değil, aynı 'evlat edinenlere' sahip olma ilişkisi vardır. Ceza hukukundaki kanunilik ve kıyas yasağı ilkeleri gereğince, kanunda açıkça yazmayan bir durumun, yorum yoluyla nitelikli hal kapsamına alınması mümkün değildir. TCK m. 103/3-c'de kanun koyucunun 'evlat edinen' ve 'üvey kardeş' gibi kan bağı dışındaki ilişkileri özel olarak sayması, saymadığı durumların kapsam dışı olduğu iradesini gösterir. Dolayısıyla, sanığın kendisi gibi evlat edinilmiş olan diğer çocuğu öldürmesi durumunda, aralarında hukuki anlamda 'kardeşlik' bağı kurulmadığı için TCK m. 82/1-d'nin uygulanmaması, eylemin TCK m. 81'den değerlendirilmesi gerekir. Ancak, Yargıtay'ın bu spesifik konuda farklı bir yorum geliştirme potansiyeli de göz ardı edilmemelidir.